Sayfalar

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Mutlu eden kaktüslerim...

Uzun zamandır istiyordum bu kaktüslerden. 

Her gittiğim yerde bakıyordum ama hemen hepsi cam fanus içine düzenlenmişti. Cam ile kaktüsleri hiç bir arada düşünemiyordum, sanırım tek düşünemeyen benim ki her yerde camlara sarılmışlardı. 



Yolumuzun Eminönü'ne düştüğü bir pazar günü bir kaç tane alıp denemek istedim. 




Bence oldu, yada ben yaptım diye beni bu kadar mutlu edince oldu sandım: )

7 Ağustos 2015 Cuma

Göğsümü genişlet...

Küçüklüğümü hatırlıyorum. Hani film şeridi gibi geçti derler ya, her anını dizi film gibi izliyorum.
Son zamanlarda en çok yaptığım şey bu. Gözümü kapatıp küçüklüğümü düşünmek.
Yaşlanıyorum sanırım.

Ananem derdi; yaş aldıkça çocukluğumu hatırlıyorum, en çok da köyün yemyeşil çimenliğinde koştuğumu.
Ben en çok da çocukken kaldığım ananemin evinde,  yan komşumuzu hatırlıyorum.

Hemen hemen her gün, ikindi serinliğinde elinde derin çiçekli emaye bir tabak, tabağın içinde nar gibi kızarmış yamuk yumuk hamur kızartmalarını alır bahçeye gelirdi. O tahta bahçe kapısını açışı bile belliydi, gıcırtısı hep aynı olurdu kapının. Bilirdim o’nun geldiğini, zaten gelmeden başlardı hamurun kokusu. Bahçede oturduğu yer de belliydi, çeşmenin dibi. Çeşme üstündeki çiçeklere yakın olmak için buraya oturuyorum derdi. Şimdilerde anlıyorum çiçeklere yakın olanlar böyle güzeller hep.



Hem miss gibi hamur kızartmalarını yerdik hem de o ince, naif, sakin sesinden tüm sokağın haberlerini alırdık, en çok da kocasını dinlerdik. Öyle yumuşak sesi vardı ki hiçbirimizi yormazdı, koca tabak hamur kızartması ve dumanı tüten semaver çayı biter ama biz hiç sıkılmazdık.

Her gün muhabbetin sonu, komşumuzun; “göğsümü genişlet allah’ım” cümlesi ile ve ananemin “amin” i ile biterdi.

O zamanlar anlam veremezdim çocuk aklımla, “göğsümü genişlet” ne ola ki. Her muhabbetin sonuna denk geldiği için mi bu kadar dikkatimi çekerdi bu cümle, şimdilerde düşünüyorum ama hatırlamıyorum.  
Ne zaman o’nu görsem, göğüslerine bakardım. Genişliyor mu diye.

Şimdilerde anlıyorum ne demek istediğini. 

Sık sık dile getiriyorum aynı cümleyi. Daha azla yetinmeyi, çoğun aslında zamanla azaldığını idrak edebilmeyi diliyorum çokça. 
Daha da olgunlaşmayı, büyümeyi  diliyorum.