Sayfalar

7 Ekim 2015 Çarşamba

Yavuz hırsız ev sahibi: )

Geçen hafta peş peşe iki anneden telefon aldım, okulda kavga etmişler.

Aslında tüm sınıf çok hareketli, hepsi sıraların tepesinde geziniyor, yerlerde boğuşuyor.  Hani kimsenin kimseye diyecek lafı yok. 
Bu hengamede tırnağı bir çocuğun çenesine gelince çizilmiş, biraz kanamış filan. Geçen sene kimse ile muhatap olmamıştım bu konularda, bu sene hızlı başladık: (

Biraz konuştuk, ikaz ettim ama yavuz hırsız ev sahibini bastırır dedikleri gibi oğlumdan okkalı bir laf yedim ve düşünmeye başladım...

"Yiğit de benim elimi tırnakladı, bak kanadı bile biraz(azıcık bir kızarıklık:), sen de o zaman o'nun annesini ara"




Dün de beslenmesini okulda unutup gelmiş: ( )


1 Ekim 2015 Perşembe

Sorunsal

Semih düşünmeyi ama en çok da konuşmayı sever. Hiç durmadan soru sorar, yorar hatta bunaltır. 
Böyle zamanlarda en çok düşündürücü ama pek de sonucu olmayan sorular sorarım, düşünür, araştırır, yorum yapar ama sorduğu sorularla pek bunaltmaz: ) 
Bir nevi kaçış yöntemi "sorunsal"lar benim için.

Bu da bunlardan biri işte, "sorunsal" ne demek öğrensin istedim, altını özellikle çizerek kalem kutusuna iliştirdim. 
Akşam ki muhabbetimizin yumurta ve tavuk meselesinden daha çok "sorunsal" ne demek üzerine geçeceğine çok çok eminim. 

Bakalım nasıl sorunsallar üretecek kendince, en çok bunu merak ediyorum: )


30 Eylül 2015 Çarşamba

Karalama / Kopyala yapıştırma: )

Okulların açılması ile telaşımız katlandı. 

Her ne kadar eğitim sisteminden şikayetçi olsam da yine de okulların açılması ile eve düzen geliyor. 
Sabah kalkış saatleri, kahvaltı saatleri, akşam yemek saati, yatmaları derken her şeyimiz düzen içinde ilerliyor. 

En sevdiğim şey; düzen, derli toplu ev, tertemiz mutfak: )



Artık ikinci sınıfa giden bir oğlum var, sabahları kalem kutusuna iki arada bir derede karaladığım, küçük notlar iliştirdiğim kağıtları bırakıyorum: ) 

Tabii ki boyama kitaplarından bakarak çiziyorum, hayal gücü sıfır bende. Sadece kopyala/yapıştır: )



10 Ağustos 2015 Pazartesi

Mutlu eden kaktüslerim...

Uzun zamandır istiyordum bu kaktüslerden. 

Her gittiğim yerde bakıyordum ama hemen hepsi cam fanus içine düzenlenmişti. Cam ile kaktüsleri hiç bir arada düşünemiyordum, sanırım tek düşünemeyen benim ki her yerde camlara sarılmışlardı. 



Yolumuzun Eminönü'ne düştüğü bir pazar günü bir kaç tane alıp denemek istedim. 




Bence oldu, yada ben yaptım diye beni bu kadar mutlu edince oldu sandım: )

7 Ağustos 2015 Cuma

Göğsümü genişlet...

Küçüklüğümü hatırlıyorum. Hani film şeridi gibi geçti derler ya, her anını dizi film gibi izliyorum.
Son zamanlarda en çok yaptığım şey bu. Gözümü kapatıp küçüklüğümü düşünmek.
Yaşlanıyorum sanırım.

Ananem derdi; yaş aldıkça çocukluğumu hatırlıyorum, en çok da köyün yemyeşil çimenliğinde koştuğumu.
Ben en çok da çocukken kaldığım ananemin evinde,  yan komşumuzu hatırlıyorum.

Hemen hemen her gün, ikindi serinliğinde elinde derin çiçekli emaye bir tabak, tabağın içinde nar gibi kızarmış yamuk yumuk hamur kızartmalarını alır bahçeye gelirdi. O tahta bahçe kapısını açışı bile belliydi, gıcırtısı hep aynı olurdu kapının. Bilirdim o’nun geldiğini, zaten gelmeden başlardı hamurun kokusu. Bahçede oturduğu yer de belliydi, çeşmenin dibi. Çeşme üstündeki çiçeklere yakın olmak için buraya oturuyorum derdi. Şimdilerde anlıyorum çiçeklere yakın olanlar böyle güzeller hep.



Hem miss gibi hamur kızartmalarını yerdik hem de o ince, naif, sakin sesinden tüm sokağın haberlerini alırdık, en çok da kocasını dinlerdik. Öyle yumuşak sesi vardı ki hiçbirimizi yormazdı, koca tabak hamur kızartması ve dumanı tüten semaver çayı biter ama biz hiç sıkılmazdık.

Her gün muhabbetin sonu, komşumuzun; “göğsümü genişlet allah’ım” cümlesi ile ve ananemin “amin” i ile biterdi.

O zamanlar anlam veremezdim çocuk aklımla, “göğsümü genişlet” ne ola ki. Her muhabbetin sonuna denk geldiği için mi bu kadar dikkatimi çekerdi bu cümle, şimdilerde düşünüyorum ama hatırlamıyorum.  
Ne zaman o’nu görsem, göğüslerine bakardım. Genişliyor mu diye.

Şimdilerde anlıyorum ne demek istediğini. 

Sık sık dile getiriyorum aynı cümleyi. Daha azla yetinmeyi, çoğun aslında zamanla azaldığını idrak edebilmeyi diliyorum çokça. 
Daha da olgunlaşmayı, büyümeyi  diliyorum. 

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Çikolatası Şölenden, mendili Mardin'den bayram kutlaması...

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba...

Bunca aradan sonra bundan tatlı bir başlangıç olamazdı herhalde. 

Şölen Çikolata bayram coşkumuzu şölene çevirmek için en lezzetli ürünleri özenle hazırlayıp, yanına da kadınların sosyal hayata daha fazla katılmalarını sağlamak, kadın istihdamını, kadın girişimciliğini desteklemek üzere kadını güçlendirmek için sürdürülebilir projeler üzerinde çalışan ÇATOM' ların Mardin Şubesindeki kadınların bizler için el emeği göz nuruyla hazırladıkları bu mendilleri ekleyerek bayramımızı kutlamış.


Çok beğendim ve bayram sabahı mendili kızıma hediye etmek için sabırsızlanıyorum...

Şimdiden herkese iyi bayramlar...