Sayfalar

25 Temmuz 2014 Cuma

Sarı saç isteği ve Drina Köprüsü

Defne çok zor bir kız.
 Dediğim dedik çaldığım düdük diyenlerden. Zor ve bir o kadar keyifli. Çok eğlenirsin onunlayken. Tadını çıkarır her anın ve asla çekinmez yapmak istediklerinden.

Parfüm sıkmadan çıkmaz evden, saçlarını şekilden şekile toplatıp ördürür. Bu sabah da ben yatarken yanıma gelip, "anne ben saçlarımı sarıya boyatmak istiyorum" dedi. 
Şok oldum.
Daha 4 yaşında...

Sınıf öğrenmenleri çok şık giyinen,  bakımlı, temiz ve çok güzel kokan bir bayan: ) Sanırım en büyük etki bu: )

Bakalım büyüdükçe neler göreceğiz sende Defne hanım: )



Ve bir kitaptan bahsetmek istiyorum, yeni başladım aslında, çok güzel, çok 
etkileyici.
Akıp gidiyor satırlar okurken...

Drina Köprüsü.  


Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa geldiği yer olan Bosna-Hersek'e ölümsüz bir eser bırakmak niyeti ile Drina nehri üzerine bir köprü yaptırmak ister. Köprü yapılır ve köprünün dilinden su baskınları ve sırp isyanları anlatılır. Okumanızı tavsiye ederim.

Herkese şimdiden hayırlı bayramlar dilerim... 

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Yeni Bir Hayat

Amerika'da Doğum

Gazeteler de tanınmış kişilerin doğumları için Amerika'yı tercih ettiklerini okuyoruz. Belki de sizin de çevrenizde doğum yapmak için Amerika'ya giden arkadaşlarınız veya akrabalarınız vardır. 

Neden her geçen gün daha çok ailenin doğum için bu ülkeyi tercih ettiğini bu alanda hizmet sunan YeniBir Hayat kurucusu Şevki Akaydın'a sordum. O ise bana Amerika'da doğumun avantajlarını, bebeğe ve ailesine neler kazandırdıklarını açıkladı. 



Sizlerle paylaşıyorum.

Amerika'da doğum herşeyden önce bebeğe Amerikan vatandaşlığı sağlıyor. Zira Amerikan anayasasında yer alan bir maddeye göre bu ülke topraklarında doğan her bebek hiçbir ön koşula bağlı olmadan Amerikan vatandaşı olmaya hak kazanıyor. Böylece hayatlarının herhangi bir zamanında Amerika'ya eğitim, yaşamak veya çalışmak için gidebiliyorlar, dünyanın birçok ülkesine vize almadan rahatlıkla seyahat edebiliyorlar.
Ancak Amerika'da doğumun bebeğe kazandırdıkları sadece vatandaşlık ve vizesiz seyahatle sınırlı değil. Amerika'da ilkokuldan liseye kadar olan temek eğitimini ücretsiz alabiliyor. Ayrıca Amerikan üniversitelerinde eğitim görmek isterlerse yabancı ülke öğrencileri gibi avuç dolusu paralar ödemeden diğer Amerikalı öğrencilerle eşit şekilde düşük ücretler ödeyerek eğitimini yapabiliyor.

Türkiye'de de özellikle eğitim sistemi içinde bazı özel hakları bulunuyor bu şanslı çocukların. Örneğin belirli kolejler bu çocuklara sınavsız eğitim imkanı sağlıyor. Bir diğer ifade ile SBS sınavına girmeden bazı özel okullarda eğitim görebiliyorlar. Ayrıca Türk üniversiteleri de yabancı öğrenciler için her yıl özel bir kontenjan açarak, yabancı öğrenci üniversite sınavı düzenliyor. Bu çocuklar bu sınavlara girme hakkına da sahip.

Peki Amerika'ya doğum için gitmek zor mu? Ne zaman böyle bir karar almak ve neler yapmak gerekiyor? Amerika'ya doğum için hamileliğin 7. ayında gidiliyor. Bu uçak yolculuğunun rahat geçmesi için ideal bir zaman. 7. aydan sonra uçak yolculuğu da zor olabiliyor. Eğer Yeni Bir Hayat'tan bu süreçte destek alıyorsanız gidişiniz öncesinde konaklama, doktor, hastane randevularınız, karşılanmanız gibi birçok önemli detay onlar tarafından organize ediliyor.

Bebeğinizin doğumundan hemen sonra doğum sertifikası ve pasaport işlemleri tamamlanıyor. Bu işlemler sonrasında ise artık Türkiye'ye sevdiklerinizin yanına dönüyorsunuz.



7 Temmuz 2014 Pazartesi

Sütlaç ile imtihanım: )

Sütlaç ile imtihanım: )

Sanırım aramızdaki ilişki benim onu sevmemden öteye gitmiyor, bir türlü sevemedi beni. Ki kaç kere yapsam da bir türlü sütün içinde yüzen pirinç tarlasından öteye gidemedi başarım.
O kadar çok seviyorum ki sütlacı, sanırım her gün yesem bıkmam, ki eminim bıkmam: ) Tabii yemem için bunu önce yapabilmem lazım. Hep hazıra kon, olmuyor. Son üç denememde de başarısız olunca biraz yıldım diyebilirim ama yine de yeniden deneyeceğim. Tutturana kadar artık kaç kilo süt, kaç bardak şeker ziyan ederim bilmem: (



Aslında internet alemindeki tüm tarifleri okudum ve hemen hemen hepsi aynı gibi. Kiminde pirinç unu, kiminde nişasta, kiminde bir cimdik tuz… Ama inat ettim nişasta eklemeden kıvamı tutturmaya, lakin yendi beni o nişasta: ) Sonunda kullandım.
İlkinde,  şekeri tadı yerinde idi ama pirinçlerim yüzüyordu içinde: (
İkincisinde biraz daha kıvamlıydı ama yine de yüzmeye devam etti pirinçler: (
Dün yaptığımda da bir çimdik tuz oranım sanırım hayli fazlaydı ki, bildiğin tuzlu tadı aldım yerken: (

Bakalım denemelere devam, bu aksam yeniden deneyeceğim, bakalım nasıl olacak?

Siz nasıl yapıyorsunuz? Var da bir püf noktası ben mi bulamıyorum acaba???

Fotoğraf; google görsellerinden.