Sayfalar

28 Mart 2013 Perşembe

Sizce bu nasıl yapılır? Fikri olan var mı?

Çocukların odası için bu tülden istiyorum ama kaç tülcüye gösterdiysek bunun topu olmadığını, kendilerinin yapmış olabileceğini söyledi. 

Acaba düz tül üstüne tekstil boyası ile yıldız kalıbı kesip boyasam olur mu? Yada nasıl yapabilirim? Fikri olan var mı?



27 Mart 2013 Çarşamba

Ipad ve film / Bir ayrılık

Ipad bana geleli ilk defa son günlerde işe yarar bir alet olmaya başladı. Geçen sene Endülüs'e giderken hediye almıştı Şef. Ama benim gibi birine alınabilecek en son hediye sanırım teknolojik aletlerdir. Hiç ama hiç anlamam, üstüne düşmediğimden herhalde. Zaten büyükçe bişey. Çantanda onca şeyin arasında taşımak da ayrı bir dert. Allahtan internet bağlantısını sim kart üzerinden yapıyordu da arada emaillerime bakıyordum. Onun dışında hemen hemen bir yıldır hiç işime yaramamıştı. Neler yapılabileceğine dair en ufak fikrim de yoktu, ilgimi de çekmiyordu... 
Semih'e sorsak Temple Run oynanıyordu kare bilgisayar ile: )

Taa ki bir hafta önceye kadar. Yanımda çalışan arkadaşın "sen neden bunu kullanmıyorsun, film filan izlesene" demesi ile," aaa nasıl izlicem" tepkimden sonra, evde film izleyemeyen ben için yeni bir ışık doğdu... İstediğim filmleri buluyor, yüklüyor, izlemesi de bana kalıyor: ) Ipad ipad olalı bir işe yaradı çok şükür: )
Uzun zamandır izleyemediğim filmleri her akşam çocukları yatırıp rahat rahat izleyebiliyorum...



Neyse çok uzattım: ) 
Dün akşam da izlediğim filmi çok beğendim.
A separation / Bir ayrılık filmin adı. 
İran filmi ve başarılıydı bence. Berlin Film Festivali'nde hem Altın Ayı'ya hem de tüm oyuncu kadrosu için Erkek ve Kadın Oyuncu ödüllerine layık görülmüş film. 
Nadir ve Simin ayrılmak üzere iken başlarına gelen olay üzerine kurulmuş. 
Peyman Moadi ve Leila Hatami başrollerde ve ben Peyman Moadi'ye bayıldım: )

Keyifle izlemeler olsun...

25 Mart 2013 Pazartesi

Pi'nin yaşamı ve Rumeli Feneri...

Life of Pi.
 


Bazı filmler sinemada izlenmeli. Pi'nin yaşamı da sinemada izlenmesi gereken filmmiş. O görselleri görmeyi içime hissetmeyi çok isterdim... 
Bana göre en iyi filmlerden. Hani hep dediğim gibi, eğer ki filmden sonra üzerinde çokca düşünüyorsam, olur olmaz herhangi bir yerde aklıma o filmden kareler geliyorsa ansızın işte o film benim için özeldir. Pi'nin yaşamı da özel filmlerden biri oldu...



Görselliği dışında, kurgusundan ve verdiği mesajlardan çok etkilenmem belki de bu kadar etkiledi beni. Hayatta kalma mücadelesi, önümüze sunulan güzellikler ve o güzelliklerin adını sorgulamamız, nefsin nasıl eğitilebileceği, teslim olmayı, inanmayı, sorgulamayı yada  sorgulamamayı...

İzlemediyseniz, benim gibi geç kaldıysanız izleyin derim...






Ve pazar günü Sarıyer taraflarına geçtik. Çok güzeldi. Büyük beklentilerle Garipçe köyüne gittik ama tam anlamı ile fiyasko idi. Herkesin ballandıra ballandıra anlattığı yer burası mıydı? Görünce hayal kırıklığına uğradım. Adının Garipçe olması boşuna değil herhalde diye söylene söylene geri dönerken Rumeli fenerini gördük, işte manzara, güzellik buradaydı. Önümüze öyle güzel serildi ki Karadeniz,  güzelliğini hırçınlığından aldığı çok belliydi. Rüzgar çoktu, yine de uzaklara daldıkça rüzgarın sessizce yanımda durduğunu hissettim. 



Ve düşündüm de çocuklar yanımızda olmadan doyasıya hayal kurmaya/yazmaya/çizmeye/okumaya bir gün gitmeli. Gitmeli ve tadına doymalı... Ve akşam gün batımını izlemeli...




Herkese güzel haftalar olsun: ) Hayır hayır o romantik çift biz değiliz: )

21 Mart 2013 Perşembe

Başka dilde aşk ve aman yar: )

Sabahın 04:00 ü. 
Semih ateşlenecek diye akşamdan beri yarı uyanık yarı uyur yatıyorum, dalarım diye iki telefonun saatini de ara ara ayarlıyorum ki uyuya kalmayayım, baktım böyle geçmiyor saatler... 

Ne zamandır izlemek istediğim "Başka dilde aşk" filmini izledim. Sessizlik ve film ne güzel yakışıyor birbirine.
Mert Fırat yine çok başarılı. Ayrı bir havası var bu adamın. Hele ki öfke nöbetlerinin sahnesinde mükemmeldi. Sanki sinema için biçilmiş kaftan. 
Konuşamamayı ve duyamamayı fazla dramatize etmeden anlatmışlar. 
Başka dilde aşk mümkün mü, çok istenirse neden olmasın...

Bu arada filmde olduğu gibi yine bu filmde de yaşanmışlıklara dalmadan edemedim.Yıllar yıllar önce /yaşlanmıyorum yooo: )/ call centerda kısa sürede olsa part time çalıştığım günleri hatırladım.



Bir de var ya bu sabah çok güzel bir şey oldu, geliyorum işe radyo da "Taşa Çaldım Ayvam İle Narımı " türküsünü dinledim ki kendimden geçtim... 
Velhasıl ben bir türkü ile çok mutlu oldum, sizin de mutlu geçsin gününüz: )

19 Mart 2013 Salı

Hediye paket işi...

Hediye paketlemeyi çok seviyorum, paketin içinde ne olduğunu pek önemsemiyorum desem pek yalan olmaz...

Böyle bir işim olsun çok isterdim, bütün gün yerli/yabancı bloglarda gezinip, kim nasıl yapıyor diye bakıp, tüm dergileri karıştırıp yeni yeni paketler yapmayı çok isterdim...



Bunu cumartesi günü oğlumun arkadaşına geçmiş olsuna giderken yapmıştım. 
Aslında çocuk için pek de uygun paket olmadı ama elimdeki materyallerle anca bu çıktı ortaya... Bu iş için de elinin altında bir sürü ıvır zıvır olması lazım: )
Oğlum yatarken "kartını sakın yazma, ben sabah yazacağım" dedi: ) Sabah da süngerbob etiketine "geçmiş olsun arkadaşım" yazdı: )

15 Mart 2013 Cuma

Mim kabulu ve hafta sonusu...

Lale abla ve Nazlı beni mimlemiş, hatırı sayılır kişilerden olduklarından es geçmek olmazdı: )

1- Su mu, ateş mi, güneş mi olurdun? Neden?

Kesinlikle su olurdum, bazen çağlar, bazen de durgun akar dinlendirirdim...


2-Taş olsan nerenin taşı olurdun?

Hani üzeri boyanan taşlar var ya,yassı küçük, deniz kenarında o taşlardan biri olurdum, üzerime en güzel resimler çizilsin diye...


 3- Neyin ve kimin karşısında, hangi durumlarda susarsın?

Özellikle iş hayatında egosunu doyuramamış insanların karşısında susar giderim. Uğraşmaya değmiyorlar...


4- Kusur olsan nasıl bir "kusur" olurdun?

"Tek kusuru da "gözünün üstünde kaşı var"" denenlerden olurdum: ))


5- Küfür olsan ne olurdun? Kime savrulurdun?

Küfürlü konuşma pek olmuyor ama canım İstanbul trafiğindekilere saydırdığım anlar oluyor, yalnızken, kimsecikler duymazken!


6- Esir olsan neyin veya kimin esiri olurdun/olmak isterdin?

Çok zor soru! Bulamıyorum!


7- Bir suç olsan nasıl bir "suç" olurdun?

Aklanabilecek bir suç olurdum.


8- Topraktaki güç olsan o güçte ne yetiştirilirdi?

Ne ekerlerse onu biçebilecekleri gücüm olsun. Hava şartları/doğa koşulları filan etkilemesin.


9- Sayılmadığında ne hissedersin?

Çeker giderim, çok da umrumda olmaz...



Teşekkür ederim ikinize de... 
Keyifli haftalar olsun herkese...

13 Mart 2013 Çarşamba

Biliyorlarmış bahar gelmiş: )

Dünün aksine çok şükür bu sabah normal evden çıkışlarımızı yaşadık. Normal kalktık, kahvaltımızı "hadi oğlum" ile bitirmeye çalıştık. Üstlerini yarışarak giyindiler...Arada çıkarılan ufak tefek arızalara takılmadım bile.

Akşam sınıf öğretmenini aradım, durumdan bahsettim, acaba örnek aldığı arkadaşları olabilir mi diye sordum, özellikle meydan okuma laflarında! Sınıflarında bir iki çocuğun biraz daha agresif olduğunu, sert cevaplar verdiğini söyledi öğretmeni. Aileleri ile konuşmuş bu durumu ve konuştuktan sonra biraz daha iyiye gittiğini gözlemlemiş o çocukların. Düşündüm de belki de onlardan dolayı da olabilir bu davranışlar ve düzelecek! Dikkatlerini başka taraflara/konulara çekmeye çalışıyorum.

Akşam çokca konuştum. Anlatmaya çalıştım. İki kardeş arasında karar verici Semih olduğundan ve Defne'de onun izinden geldiğinden, Semih'i ikna etmek yada yola getirmek yeterliydi benim için. Sanırım konuşmalar işe yaradı. Öğretmenine de söyledim, okulda da drama şeklinde anlatmaya çalışacaklar bazı şeyleri...

Dün bizim doğum günü hediyesi olarak aldığımız Mini Planetaryumu, okulda uyku vaktinde yıldızları seyretmeleri için getirmesini istedi öğretmeni. Semih'e sorduk,önce istemedi götürmeyi Semih. Sonra ikna oldu. Akşam sordum nasıl geçti, izlediniz mi yıldızları diye; 


"Sınıfımız yeterince karanlık olmadığından izleyemedik, ben sana götürmeyelim demiştim" 
dedi...
Ne diyeceğimi şaşırdım. Bir dahakine seni dinlerim dedim, hata mı ettim bilemedim! Bazen ne diyeceğimi şaşırıyorum çünkü...


Okulun kapısında arabadan inerken;

"çocuklar arada gökyüzüne bakmayı unutmayın" dedim, 
"kuş göçlerinin başladığı için mi?" 
sorusunu duydum: )


"ağaçlara da bakın"
dedim,
 "bahar geldi biliyoruz"
dediler...

Sustum, sustum, sustum...

Sonra içimden sonsuz kere şükrettim. 

12 Mart 2013 Salı

Borç alacak denkleşmiyor!

Son günlerde hemen hemen her sabah yaşadığımız krizlerden sonra çokca düşünmeye başladım? Çocuklarım büyüyor mu? Büyümek bu mu? Bu bilmem her yaşta ortaya çıkan sendromlardan 3 ve 4 yaşında olanına mı başladık? Nedir ne değildir çözebilmiş değlim!!! Ve bu durum canımı daha da sıkıyor, başımı ağrıtmayı başarıyor. Çocukları kreşe bıraktığımda savaştan çıkmış gibi bir halde buluyorum kendimi!

Her yemek vakti Semih'e "hadi oğlum ye şunları" demekten çok sıkıldım!
Defne'nin inatlaşmalarından, illa olsunlarından çok bunaldım! "Kızım bu saat olmaz" diyorum, yok olurmuş, ben bilmiyormuşum!
Bilmiş bilmiş cevap vermelerine kızmaya başladım. Geçen gün oğlumdan "yap da görelim"  sözleri ile ilk meydan okumamı almış bulunuyorum. Onu gören/duyan Defne'den "ara da görelim" meydan okuması gecikmeden geliyor.

Her istediklerini ama bağrış çağrışla ama güzellikle elde ediyor oluşlarına dellenmeye başladım!

Velhasıl anlayacağınız düzenimiz alt üst oldu.4 yaş ve 3 yaş bizi fena vurdu...

Sabahın 6:30 undan beri ayakta olan ben, iki çocuk ile saat 09:00 a kadar evden çıkmayı başaramıyoruz: ((( Nazara mı geldik ne: )

Defne onu giymem bunu istiyorum diye tutturur, Semih kahvaltısını yapmamıştır kare bilgisayar(ipad'in Semih'cesi) nerde diye dolanır. 

Montlarını giymezler, ayakkabılarını almazlar dolaptan, bu sabah artık Şef ilk defa yüksek ses ile bağırdı ve ikisini de ağlama krizi tuttu, "babam bize kızdı" diye. Hayır demiyorlar ki, "babam kızdı, neden acaba?" yada "babam kızdı hadi  hızlanıp giyelim montumuzu da çıkalım evden" hala "babam bize kızdı" diye bağrınıyorlar. 

Biryerlerde yanlış yapıyorum/z ama nerde? 
Siz özellikle çalışan ve çok çocuklu!!! anneler evden çıkarken nasıl yol izliyorsunuz? Böyle krizlerle nasıl başediyorsunuz?
Kahvaltı ettirmeyip, yataktan kalktıklarında giydirip okula göndermek bağrışsız çağrışsız yöntem de olabilir ama evde kahvaltı düzenleri olsun istiyorum. Sabah 09:30 daki okul kahvaltısını bekleyene kadar aç kalsınlar istemiyorum. 
Hani anlamadan yapıyorlar desem yok değil, bal gibi farkındalar, anlıyorlar! Olmaz/hayır kelimeleri artık işlemiyor, hani o komutları sanki algılamıyorlar ve bildiklerini okuyorlar...

Son bir haftamızın mizanı bu, borç alacak eşitlenemiyor bir türlü!

11 Mart 2013 Pazartesi

Rahatlatır...

Yazmak çoğu zaman rahatlatır. 


Yazarsın bilirsin ki anlatmaya benzemez yazmak. 
Dökülür ansızın kelimeler kağıda. 

Deniz rahatlatır, aynı yazmak gibidir dalıp dalıp gitmek denize karşı...
Ağaç rahatlatır, çiçek rahatlatır gülümsersin baktıkça...

Keyifli haftalar olsun: )

8 Mart 2013 Cuma

Çok şükür normal!

Geçenlerde Semih ateşlenmişti. Doktor da kontrol sırasında Şef'e 

"kalbinde üfürüm var, çocuk kardiyolojiye gösterin" 
demiş. 

Bugüne randevumuz vardı, gece bitmedi! Uzadıkça uzadı. 
Sabah oldu, gün aydındı. Gökyüzü gözlere şenlikti.
"Günümüz aydın olsundu".
Tek duam buydu.

EKG, EKO, kontrol derken herşey normal çıktı. 
Masum üfürümlerdenmiş. Çoğu çocuk da olurmuş.
Korkusu bile yetiyor işte. 


Çok şükür, çok şükür bugünü de gösterene! 
Bu cuma günü duamızı kabul edene!

Rabbim evlatlarımız ile sınamasın bizi!


6 Mart 2013 Çarşamba

Kelebeğin rüyası ve bir mim!

Sonunda "Kelebeğin rüyası"na gittim. 

Hem de iki genç kızın birini sağ koluma birini sol koluma taktım, gece seansına gittik. Kayınvalideme gittiğimizde çocukların halaları ile böyle güzel vakit geçirmesi ve bizi aramamaları en çok benim ve eşimin işine geliyor: ) Kendimizi nereye atacağımızı şaşırıyoruz. Şef arkadaşları ile ben de görümcemin kızları ile filme gittik. Salon çok dolu değildi, rahattı, sadece ben biraz yorgundum.

Nedense farklı bekliyordum filmi. Durağan, çok yalın geldi bana. Mert Fırat ne güzel oynamışsın sen. Sonra Kıvanç Tatlıtuğ nasıl geliştirmiş kendini. Gözümüze soktu resmen oyunculuğunu...
Daha çok etkilenirim sanmıştım, olmadı. Şairlerin hayatlarını az çok biliyordum çünkü. 
Bir film izledikten sonra eğer ki o filmi çok uzunca süre düşünüyorsam çok etkilenmişim demektir. Misal "Yeşil Yol" filminin yıllarca etkisinde kalmıştım, bu filmde de öyle olurum sanmıştım! Olmadı...

Ama bombayı filmden çıkıp merdivenleri inerken arkamızdan gelen hatun kişinin; "film çok güzeldi ama sonunu bağlayamamışlar" demesi idi! 
Dönüp iki kelam etsem mi dedim ama saat gecenin bi yarısı idi, ben yorgundum ve daha Vefa bozasından bozamı içmemiştim. Sonra boza kızın o cümlesini bile unutturdu bana.



Ve Sibel beni mimlemiş. Tüm cevaplar tamamen hayal ürünüdür: )

1-En son kime yalan söyledin, neden?
En son çocuklara söylemişimdir. Artık yemiyorlarda: )

2-Biz okumuyoruz farz et, kendine bir itirafta bulun.

Bu çok tehlikeli soru! 
Hayat çok güzel: )

3-En son severek okuduğunuz kitap hangisi?

Son seçtiğim kitapların hepsi güzeldi. Çatı katı aşıklarını bitirmiştim güzeldi. 
Ama bir kitap okudum hayatım değişti ise soru; "Savaş ve barış" ile "Baba" kitabı beni çok etkilemiştir.

4-Şu an istediğin işi mi yapıyorsun?

Hayır tabii ki, emeklilik günü dolduruyorum sadece!

5-Mutlu musun?

Genel olarak fotoğrafa bakıldığında evet ama arada arızalı çıkışlarım inişlerim oluyor.

6-Öleceğini bilsen, ömrünün son zamanlarını nerede, kimle geçirmek isterdin?

Ailemle, Edinburgh'da: )

7-Favori şarkıcın ve şarkısı?

Tolga Çandar severim. Şu an ilk aklıma gelen o oldu: )

8-Her bölümünü heyecanla takip ettiğin dizin var mı?
Hayır, keşke fırsatım olsa!

9-Keşke...?

Keşke demesem!

10-Kötü alışkanlıkların var mı?

Kötü huylarım var ama sigara alkol tarzı ise sorudaki amaç hayır.

11-Sence ideal eş nasıl olmalı?

Etten kemikten yaradılan hiçkimse için ideal diye birşey yok. İnsanın "ideal ölçüsü" olur mu?

4 Mart 2013 Pazartesi

Oğlum'a!


Ne yazdıysam sildim, ne düşündüysem az geldi. Kelimeler gitti geldi kağıt üzerinde. Yine de bulamadım sana olan duyguma yakışacak sözcükleri. İyi ki yanımızdasın, iyi ki oğlumsun. Binlerce kere şükürler olsun seni bize bağışlayana!
Nice mutlu yıllar geçirirsin umarım. Seni çok seviyoruz.