Sayfalar

24 Ocak 2013 Perşembe

Yaptım ve güzel oldu: )

Blogları gezerken bunları demetolojinin blogunda görmüştüm, kızıma ve oğluma yaparım diye yazmıştım bir kenara. 

Sonra öğrendim ki kızımın öğretmeni okuldan ayrılıyormuş, üç dört ayda olsa verdiği emeklerin karşılığı olamazdı eminim ama en azından Defne'yı hatırlaması adına bunu hediye yaptım kendisine. 
Kızım çok beğendi, bakalım kendisi beğenecek mi?

Hatta kime gösterdiysem bana da yap demeye başladı: ) Beğenilmesi çok hoşuma gitti...

İşte şimdi fotograflar: )







 Baktıkça daha da sever oldum :)



 Hediyesini de böyle kapladım. 
 Sanki güzel oldu: ) 


22 Ocak 2013 Salı

Adını bilmiyorum???

Bu oyunun adını bilmiyorum ama tangram gibi bişey. 

Bir kaç yıl önce yine Moskova'dan alınmış oyuncaklardan biri bu da. Sanırım bu tür oyuncaklar için en iyi adres Moskova.



Evimizde yeniden gün yüzüne çıkanlardan. Son günlerde elimizin altında. Şekiller içinden çıkan kitapçıkta kolaydan başlayıp zora gider şekilde mevcut.

Şekillere genel de "bunlar zor" dese de Semih, uğraşması için önüne koyuyorum çocukların. Çok faydalı olduğu kesin. Hiç olmadı, Defne'nin sıkıldığında yaptığı gibi küpleri üst üste koyup kule bile yapabilir çocuklar.
Puzzle kadar hoşuna gitmiyor sanırım Semih'in yada zor geliyor gözüne ve kaçıyor bu küplerden!...






Rusca okuyamadığım için kutunun üzerinde yazanları anlamadım ama vardır burda da sanırım bu küplerden.

Bir iki link buldum yine rus sitelerinden. Hatta bu sitede çok farklı türleri de var.

http://www.igromagazin.ru/posobiya-nikitina/
http://www.razvivalki.ru/?f=47&h=photo




21 Ocak 2013 Pazartesi

Ahtapot mu olmak lazım_?

Sabah çocukların ayakkabılarını giydirirken;


Defne; "önce benim ayakkabılarımı giydir anne" dedi. 
Ben de olur dedim. Semih sırasını bekliyordu yanımızda,

Bir an sessizlik oldu ve Semih;

"anne senin de ahtapot gibi kolların olsaydı, her işi aynı anda yapardın değil mi? " 

diye sordu?

Şimdi ben bundan ne çıkarmalıyım?

17 Ocak 2013 Perşembe

Ben sadece anneyim.

Ben sadece anneyim.

Evet çocuklarla çok vakit harcıyorum, onlara ne verebilirim çabasındayım. Nerelere götürebiliriz derdindeyiz. Araştırıyoruz, bakıyoruz, inceliyoruz...
Bazen yanlış yada yaşlarına uygun olmayan tercihler yaptığım da oluyor. Bazen kendi hoşlaştığım işlere onları dahil ettiğimde: )
Misal Defne henüz makas kullanamazken, Semih ile Defne'ye aynı kes yapıştır treni yaptırmak istemem ve belki de Defne'nin yaşına uygun olmadığından ve yapamadığından/yapmak istemediğinden onun özgüvenini zedelemiş bile olabilirim. Ne cahil anneyim...

Bilim hakkında çok da ahkam kesmek istemem, bilim insanı değilim nede olsa, 3 yaşına kadar ne verebilirsen verecekmişsin çocuklara. Yine Pınar'ın blogunda okudum;
 Bebekler milyarlarca beyin hücresi ile doğar. Doğumdan üç yaşına kadar bu hücreler arasında trilyonlarca bağlantı oluşur.
3 yaşına kadar kullanılmayan beyin hücreleri ölür. “


Semih bunun en güzel örneği: ) Daha bir yaşında yokken puzzle yapmaya başladı, Moskova' dan aldığımız küçük kasların gelişimi ile ilgili oyuncaklarla işi bittiğinde sanırım 1,5 yada 2 yaşındaydı. Yine geçirmeli tahta oyuncaklarla çok uğraştı. Tabii biz Semih ile bu kadar uğraşırken Defne işin içine çoktan girmişti ve artık ayaklanmaya ve oyunlara dahil olmaya başlamıştı. Hala suçluluk duyarım Defne ile o kadar uğraşmadık diye. Biz uğraşmasak bile o abisinden gördüklerini uygulamaya başlamıştı bile. Hatta annem hep der; "arada büyüdü gitti kızım" diye Defne için: ) Yine de 3 yaşını doldurmasına son 6 ayı var Defne'nin. Elimizi çabuk tutmamız lazım: )
Şimdi yine Rusya'dan çeşit çeşit lego almak/Türkiye'de çok pahalı/  ve Defne'nin önüne yığmak istiyorum. Yine zeka/el becerisi ile ilgili çokca oyuncak var seçtiğim, alınmayı bekleyen.
En sık yaptığımız da boyama. Internetten aldığım çıktılara boyama yaptırıyorum  genelde. Mutlaka bir sistemi oluyor boyamaların da. Misal bir sürü sayıların içinden sadece 6 gördükleri şekilleri boyadıklarından 6 sayısı ortaya çıkıyor. Yada belli şekillere bölünmüş resmi farklı sayılarla işaretlemişler ve her sayıya farklı renk verilmiş ve boyama bitince ortaya bir hayvan yada insan yada şekil çıkıyor. İsteyenler okul öncesi sitesinden ve forum sayfasından  bolca çıktı bulabilir bunlarla ilgili. Kes yapıştır da en zevk aldıklarından. Odanın ortasına kurduğumuz yer sofrasında bir şeyler yapmaya çalışıyoruz kendimizce.
Oyuncaklarla oynama gibi bir alışkanlıkları yok şimdilik. Bazen Semih arabaları ile oynar, Defne'de okulda öğretmenlerinin onlara söylediklerini bebeklerine söyler: ) Bu sayede okulda neler söylendiğinin haberini çocuktan alıyorum: ) 

Şimdilerde kreş tatile giriyor. 1 hafta. Biz bu haftada tatile gidecektik ama Şef'in son bir buçuk aydır yurt dışında olması bizim tatil planımızı bozdu. Halbuki o kadar ihtiyacım vardı ki yeni biryerler görmeye! 




Elimizdeki imkanlarla ne yapabilirim bu haftada diye araştırmaya başladım. /Fikri olan paylaşabilir, çok mutlu olurum: ) /

İTÜ bilim merkezine Semih'i göndermeye karar vermiştim ki, öğretmenlerine danışmak aklıma geldi. Semih için uygun mu diye? İyi ki danışmışım diyorum şimdi. Çünkü aldığım cevaplarda neden "sadece anneyim ben" düşüncem bir kez daha ortaya çıktı. Hiç eğitimci gözü ile bakamamıştım!... 
Tek düşüncem orada yapılacakların Semih'in ilgisini çekeceği idi. Misal gündüzleri uyuyan Semih'in, İTÜ bilim merkezinde iken ben hiç uykusu geldiğinde ne yapacağını düşünmedim. Uyumadan bir hafta boyunca nasıl dayanabileceğinin hesabını yapmadım. Su içmeden durmayan oğlumun su istediğinde nasıl tepki vereceklerini hiç düşünmedim. Eğitimci değilim işte. 

Bazen yanlış tercihlerim, yanlış yönlendirmelerim olmuyor değil. Sonra önüme bazen iyi insanlar bazen de doğru insanlar çıkıyor ve nerde ne yapmam/neden bunun yanlış olabildiğini anlatan insanlar bize doğru yolu gösteriyor. Bunun için binlerce kere şükrediyorum ki, daha yola çıkmamışken önümüze çıktıkları için.

Şimdi bu bir haftada neler yapacağımızın hesabını yapıyorum. İki çocuk ile bunları nasıl becerebilirim bilmiyorum???

Bir gün kitap okuma etkinliği için Caddebostandaki iyicücelere götürmek istiyorum. 
Bir gün Rahmi M. Koç müzesini gezdirme niyetim.
Bir gün tiyatroya gideriz.
Bir gün oyuncak müzesini gezdirmek istiyorum. Denk gelirsek atölye çalışmalarından birine gireriz.
Bir gün de kendimizi galata taraflarında sokaklara vururuz. Belki peşine bir sinema yada müzikal olabilir. 

İnşallah havalar da güzel gider. 

15 Ocak 2013 Salı

Sanata verdik kendimizi!...

Akşamları çocuklarla nasıl vakit geçireceğimi bazen şaşırıyorum. Dün akşam da şaşırdığım ve biraz da kendi başlarına olmasını istediğim anlardandı. 

"Mesela sulu boya yapabiliriz" dedi Semih. 


Canıma minnet. Çocuklarla yalnız olduğumda bazen zorlanıyorum...

Önlerindeki kartonlara sürüp durdular fırçaları.



Önceleri bilinçsizce yaptığını düşündüm Semih'in. 
Fırçaları suya ve renklere batırıp rastgele kartona sürdüğünü düşündüm. 

Resmi bitince, "sana anlatmamı ister misin? " dedi.
"olur" dememle başladı anlatmaya....






- Burası bir orman ve 
karmaşık bir orman. Ve ormanda koca koca kurtlar yaşıyor. Bunlar da kurtların ayak izleri!






Önce şaşırdım, sonra biraz daha anlatmasını istedim.




Anlatmadı dahasını. Belki de bu kadar düşündüğü içindir. Ama "kurdun ayak izlerini fırça ile öyle yapması" ve "karmaşık orman" için farklı renkler sunması çok hoşuma gitti.

Akşam astırdı önce peteğe sonra da dolaba, bu sabah da okula öğretmenine göstermeye götürdü.



14 Ocak 2013 Pazartesi

Rengarenk...

Geçenlerde yine internette dolanırken gördüm bu şekerleri. Çok hoşuma gitti ve oğlumun doğum günü için yapılacaklar arasına aldım. 


Şeker tadında rengarenk geçsin haftanız...

11 Ocak 2013 Cuma

Mutluluk bu kadar basit...


Sabah sabah posta kutumuzda bu kartı görünce çok mutlu oldum. İçine yazılanlar cuma günümü daha da bir güzelleştirdi. Şerife çok teşekkür ederim. Tüm güzel dileklerin için...


Ve Gonca ile eş zamanlı okumaya karar verdiğimiz "Doğu'dan uzakta" kitabı... Henüz ilk 100 sayfayı okumuş olsam da çok çok beğendim. Belki de bunda benim son günlerdeki ruh halim etkili bilmiyorum ama okuyun derim.


9 Ocak 2013 Çarşamba

Bebek bebek misss gibi kokuyordur: )

Kuzenimin kızı oldu: ) Bebek bebek misss gibi kokuyordur şimdi.


Pinterestte görmüştüm bunları, yapmak istedim ben de. Bakalım eline ulaşınca beğenecek mi: )




7 Ocak 2013 Pazartesi

Bu sabahın güzellikleri...

Cumartesi gününümü yazmaktı niyetim, kısmet bu sabah çektiğim fotoğraflara...

Herkese keyifli haftalar...


3 Ocak 2013 Perşembe

Eğer becerebilirse!

Dün akşam kızımın öğretmeni dedi ki; nasıl yetişiyorsunuz?

Yetişemiyorum ki dedim, herşey yarım aslında. Daha doğrusu eksik. Eksik ile yarım sanki farklı anlamlarda yada aynı anlamda.
Artık yetiştirme telaşımı da, yetişeyim aman eksik kalmasın derdini de bıraktım. Baktım zamanı yakalama şansım yok, düşündüklerim istediklerim zamanın altında eziliyor, birazını bıraktım kendimden, bari yakaladığım anların tadını çıkarayım derdine düştüm artık.

Misal istediğim kadar okuyamıyorum, istediğim kadar gezemiyorum, istediğim kadar yazamıyorum, istediğim kadar çocuklarla vakit geçiremiyorum falan filan...

Ama okuduğum zamanlar, çocuklarla oynadığım zamanlar, gezdiğim zamanlar, işte o anların tadını çıkarmaya, sonuna kadar o anı içime çekmeye bakıyorum...
Başka türlüsü kendini yiyip bitirmenin ötesi... Başka türlüsüne takatim yok...

Kış günlüğünde yazıyordu; İnsan (eğer becerebilirse) sevilebilir biri olarak ölmeli. Eğer becerebilirse!...

Varsın zaman aksın gitsin...

Ve geçen yılın son günü bizim evimize güneş bir başka doğdu...

Sonra fotoğraf makima kavuştum.