Sayfalar

11 Şubat 2013 Pazartesi

Çocukluğuma gidip geldim...

İki gündür bu günümde değildim. 

Bebekliğimin, çocukluğumun hatta ilk genç kızlık zamanımın geçtiği günlere, yerlere geri gittim. İki ileri bir geri giden hayatıma inat çok geri gittim bu defa. Ananemin evine, menekşe isimli, menekşe kokulu sokağımıza gittim.

Otogardan en sevmediğim otobüs firması ile gidiyor olsam da, yolculuğun bitişinin şerefine vereceğim kutlamanın özlemi hatırına hiç hayıflanmadım koltukların darlığına, hiç sesimi çıkarmadım tüm gece önümdeki ve yanımdaki kızın “İstanbul”  hakkında atıp tutmalarına, hiç şikayet etmedim “çatı katı aşıkları”nı okurken kitabın keyfini sürdürmedikleri için. 
Sonra daldım, uykuya değil, onca havada asılı sözcüklerin arasında beni çocukluğuma götüren otobüste yollara bakarak daldım.


Merzifon otogarına indiğimde yalnız da olmanın burukluğu yada yalnız olmanın mutluluğu ikileminde dolanırken taksiye bile binmeden yürüdüm. Her küçük Anadolu kasabasında olduğu gibi uzun ve tek bir caddesi olan ve genelde adı her yerde aynı olan Cumhuriyet caddesinden yukarı yürüdüm. Soğuk hava yanaklarıma çarptıkça yolculuğun sersemliği de gitti üstümden. Etrafa bakındıkça gelişmişliğine sevinsem mi, tarihi yapıların restore adı altında yok edilmişliğine üzülsem mi bilemedim. Eski evlerin yerine koca koca binaların yükselişine kahrolsam da, sokağımızın hala –eski- kalışına mutlu oldum. 

Menekşe kokulu menekşe sokak hala bıraktığım gibiydi. Hala çocukluğumu içinde saklıyordu. Onca zamana rağmen aynı duyguyu bana hissettirebiliyordu. Evimiz aynı eskisi gibi duruyordu. Her ne kadar yılların tüketmişliğine dayanamayıp değişen kapımız olsa da tüm hatıraları ile, tüm geçmişi ile, tüm yaşanmışlıkları ile karşımda duruyordu “dedemin evi”. 
Görünce bir kere daha anladım ne kadar özlediğimi… Sonra hatırlar bir bir yerleşti gözümün önüne.





Babam Almanya’da olduğu için orda doğup büyümüşüm ben. Alaman gurbetçilerinden birinin kızıymışım ama haberim yokmuş işte o zamanlar. Bana göre ben Ananemin/dedemin kızıydım. Sokakta bir sürü arkadaşım vardı çocukluğumuzu birlikte anlamlandırdığımız. Üstüne serpiştirilmiş toz şekerli katık ekmeği bahçede arkadaşlarla yemek en keyif aldığımdı. Pazara gidip "daş gibi domates" almak ve ısırarak eve dönmenin keyfi biçilmezdi hiç birşeyle. Her evin duvarında gezinmek, komşuların peşimden “Ayşegül sen emanetsin, in aşağıya” diye söylenmelerine, “tamam tamam” diye cevap verip yine bildiğimi okumaktı  çocukluğum. Çocukluğum ağaç tepelerinde erik toplamak, ağacın dalını koparınca çamur ile dalı yapıştırmaktı dedem anlamasın diye.  Dedemle ineklerden süt sağmaktı, dedeme yardım ediyor olmanın mutluluğu idi çocukluğum. Tezek kokusu idi çocukluğum üstüme sinmiş. Dut ağacını sallamaktı tüm gücümle. Yaz tatillerinde gelen teyzemin çocukları ile doyasıya eğlenmekti. Her birimizin elinde birer top, yan bahçeye kaçan toplarımızın “cadı teyze”nin kesmesiydi çocukluğum. Yeni yapılan öğretmen lojmanlarına  gidip inşaatın en yüksek katından aşağıdaki kum tepelerine atlamaktı yarışırcasına. Kimi zaman terliklerin kaybolmasıydı, kimi zaman arıların sokmasıydı, kimi zaman da samanların arasında gizlenmekti annelerimizden.  Köşe başındaki "Mevlüt bakkal"dan çekirdek almaktı kağıt bardaklarda. Gelen teyzemin çocuklarını görür görmez sokaktaki arkadaşlarımı satmamdı çocukluğum. Teyze çocuklarım gidince yine sokaktaki arkadaşlara geri dönüşümdü arsızca, utanmaksızın. Ne de olsa benimle katık ekmek yiyen bir tek arkadaşlarımdı. Bir de çarliston biber ile ekmek bitirmekti yaz sıcağında çocukluğum. Soğuk kış günlerinde kuzine sobada ekmek kızartmaktı. Komşu bahçenin fırını yakıldığında tekne tekne ekmek hamurunu taşımaktı çocukluğum.



Ananeme kızınca küçük bavulumu hazırlayıp,cumbalı evimizin üst katından aşağıya merdivenlere tak tak vurarak aşağı inmekti. “Ben İstanbul’a gidicem” demekti tüm çocuk saflığı ile. Bana kızan akrabaların elini öpmemekti, gelen teyze çocuklarıma da “onların elleri zehirli, sakın öpme” demekti kınalı akraba ellerini.  Karşı kapıda oturan köylü dedenin/dedemin kardeşi/ evinin camında oturmaktı düşme pahasına da olsa. Anne babaya hasret çocukluğumun ardına saklanmış tüm kozlarımı kullanmaktı tüm iyi niyetlilere karşı. Kızınca, köyden gelen yumurtaları götürüp namaz kılan annemin yengesinin seccadesine koymaktı sessizce.Gülerek namazlarını bozdurmaktı karşılarında. Dedemi sokak köşesinde görünce koşarak sarılmaktı O'na çocukluğum.







Çocukluğuma gittim, her anını tekrar yaşadım. Sanki dündü yaşananlar. Bugün büyüdüm sanki. Onca özlem gidip geldi içimde. 
Dün akşam otobüs koltuğunda yine yollara dalarak vardım kadınlığıma, bugünüme.
Mola yerinde inmedim. Otobüsün camlarını, elindeki uzun fırça ve bol su ile yıkadı bir adam. Sular camdan akıp gittikçe benim de çocukluğum su misali akıp gitti önümden... 




34 yorum:

  1. nasılda güzel yazmışsın... seninle birlikte gittim sanki çocukluğuna... hüzünlendirdin beni...
    keşke hep çocuk kalabilseydik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şebnem, çok teşekkür ederim. Bazen hüzünlenmek iyi gelir.

      Sevgiler canım...

      Sil
  2. Hoş geldin!
    Bu güzel gezi için çok teşekkür ederim.
    Döner döner okurum keyifle.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben teşekkür ederim beğenip okumuşsunuz.

      Sevgilerle...

      Sil
  3. ne güzel yazmışsın, bende özledim şimdi bir an çocukluğumu :( deden ve babaannen hayattamı şu anda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Dedem vefat ettı ama ananem hala ayakta çok şükür...

      Baba tarafına düşkünlüğümüz biraz zayıf...

      Sil
  4. aman allahım hakikaten gitmişsin çocukluğuna :))
    ama bizim buralara gelmişsin nede iyi etmişsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gittim geldim: )

      Evet çok iyi geldi bana...

      Sil
  5. Ne ilginçtir ki, Menekşe Toprak yazmıştır'' Temmuz Çocukları''nı... Anne babaları gurbette olup,temmuzdan temmuza onları görebilen çocukları...

    Merzifon'dan hep geçerim ama öylesine geçip gidilecek bir yer değilmiş meğer...

    Sevgimle Ayşegülcüm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lale abla sen bana söylemiştim bu kitabı, artık mutlaka okuyacağım en acelesinden...

      Çok güzel Merzifon bana göre. Tarihi de bir kasaba... Geçerken inip biraz dolanın derim.

      Opuyorum...

      Sil
  6. hem güzel hem buruk bir çocukluk geçirmişsin cnm. ama dolu dolu geçmiş.
    beğenerek okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buruk muydu? Bence değildi, özlem dolu ama bir o kadar da güzeldi. Tekrar sorsalar sanırım tekrar o hayatımı isterdim çocukluğumda: )

      Sil
  7. Ayşegül ne güzel anlatmışsın duygularını, gözlerim doldu okurken. ''Bir de ne iyi yapmış, kalkıp gitmekle'' dedim. Bayıldım, bizi de tutup elimizden götürsene Merzifona, çocukluğuna...
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Özlem.
      Çok iyi oldu, ananem de çok sevindi: )

      Hadi beraber...

      Sil
  8. Çok duygulanarak okudum, insan çocukluğunu, özlemlerini bütün dünyasını nasıl bu kadar güzel anlatabilir? Hem hüzün hem keyif aldım okurken.
    Çocukluk hiç bitmeyecek sandığımız hızlı esen bir rüzgarmış aslında.
    İyiki gitmişsiniz ve iyiki döndünüz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ederim. Güzel geçmiş ki güzel döküldü sözcüklere...

      Keşke herkesin çocukluğu özlemle anılıp, güzelce hatırlanıp anlatılacak gibi geçse...

      Sil
  9. ahh keşke dönebilsem diyorum çocukluğuma, ne zaman o günleri düşünsem..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukluğunu geçirdiğin yerlere git, derin nefes al, gözlerini kapat inan ki bugününü unutup o günlerini yaşıyorsun yeniden...

      Sil
  10. Sormaya korkmuştum, annneanenin sağ olmasına çok sevindim.Allah uzun ömür ve sağlık versin ona.
    Dedeye Allah rahmet eylesin, mekanını cennet eylesin.Amin.
    Ne şeker, ne afacan ama o kadar da dünya tatlısı bir küçük kızmış okudukça gördüğüm.
    Demek 'Elleri zehirli' ha?:):) çok yaratıcı:)çok tatlı!
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ananem 90 yaşında ve çok şükür iyi: ) Amin, cennete gidenlerden eylesin rabbim dedemi...
      Anane, dede, babanne yanında büyüyen çocukların geneli böyle sanırım...

      Evet kınalı elleri için söylemiştim, kızmıştım annemin teyzesine: ) Kimse öpmesin istemiştim ellerini: ) Ne çocukca saflık işte...

      Sevgiler benden de...

      Sil
  11. oof of Ayşegül, ne güzel anlatmışsın,yeri geldi gülümsedim yeri geldi gözlerim doldu , midem kıpır kıpır..
    çocukluğumuz en çok özlenen sanırım..
    fotoğraflarla seninle bir yaşadım sanki o günleri ..
    harika bir paylaşım olmuş ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevindim beğenmene...

      Aklıma "midemde kelebekler uçuşuyor" repliğini getirdin benim : ))

      teşekkür ederim. Opuyorum ıkınızı de.

      Sil
  12. Bir yanım hüznü çok sever benim. Okurken hüzünlendim ama "iyi ki gitmişim" demen de keyiflendirdi beni.
    Yazını okurken düşündüm de bizim hiç gideceğimiz bir memleketimiz olmadı. Okul tatillerinde memleketine gidenlere hep imrenirdim. Çünkü biz 3.kuşatan Kartal doğumluyduk ve annem babamın da memleketi Kartal'dı. Çoook eskilerimiz zamanında İstanbul'a göç etmişler ve kütüklerini de buraya aldırınca akrabalar da gelince kimse kalmamış köylerinde.....
    O yüzden de hep imrenmişimdir gidecek yeri olanlara..
    Öpüyorum seni kocaman iyi çalışmalar canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim için hüzünlü kısmı büyümüş olmak diyorum şimdilerde. Emin en güzel çocukluğu yaşayanlardanım ben...
      Has İstanbul'lusun işte daha ne olsun: )

      Ben de öpüyorum canım, dikkat et kendine. Biraz daha iyi olmana da çok seviniyorum...

      Sil
  13. ne şahane bir çocukluk yaşamışsın
    umarım şimdi de her günün harika geçiyordur
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzeldi hem de çok...

      Allah bugünümüz aratmasın diyelim: )

      Sil
  14. Ne güzel yazmışsınız çocukluğunuzu...Merzifon'a hiç gitmedim ama satırlarınız ve resimleriniz arasında hüzünle dolaştım. Çocukken en sevdiğim, en can arkadaşımın babasının tayini çıkmıştı Merzifon'a. Taşındılar, o zaman ayrı bir ağlamıştım, 2 yıl sonra ise ölüm haberi geldi, o zaman daha çok ağlamıştım...Resimlerinizde, satırlarınızda hep onun çocukluğunu aradım, burnumun direği sızladı....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hüzünlendirmişim sizi: (((
      Bana göre de her ölüm erken ölüm!...

      Teşekkürler,

      Sil
  15. Ayşegülcüm, bütün duyguları bir anda yaşattın bu yazında. Ne kadar güzel olmuş. sanki usta bir yazarın elinden çıkmış bu yazı. Merzifonlu biriyle karşılaşırsam mutlaka bu yazını bulup okuttururum. Çok içlendim. Ne kadar duygu yüklü. Nasıl güzel fotoğraflar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeyneppp ne kadar güzel yazmışsın... Hem çok utandım hem de çok mutlu oldum okurken...
      Çok çok teşekkür ederim: )

      Sil
  16. Sanki kısa bir öykü okudum, oldukça duygulu, anılarla dolu...eline, diline sağlık Ayşegülüm:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Natali, sizin gözünüzden böyle şeyler okuyor olmak çok mutlu edici. Çok teşekkür ederim: )

      Sil
  17. Merzifon çok güzelmiş, bozulmadan kalmış, gezmek isterim fırsat bulursam,
    cam önlerinde bende çok oturmuşumdur, çok güzel bir çocukluk geçirmişsiniz, bizimkiler için üzülüyorum, apartman bahçesinde geçiyor çocuklukları, Allah sağlık, sıhhat versin ananenize:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanki yavaş yavaş bozuluyor, mesela en garip gelen şey artık "yerli-yabancı" kelimeleri evlerde dolaşmaya başlamış. Birisinin cenazesinden bahsediliyordu, buranın "yabancı" sı, pek kimse bilmez dediler... Demek ki hem yapılaşma hem de göç alma bakımından değişime uğruyor.

      Ben de çok üzülüyorum buna ama yapacak birşey yok gibi.
      Amin: )

      Sil