Sayfalar

14 Aralık 2012 Cuma

Böyle karmakarışık...

Son günlerde göçebeyiz.

Kamp kurduğumuz annemin evinde hasta iki çocuk ve akşamları hazır ev yemeğine konan bir ben eşliğinde yılın son günlerini tüketiyoruz. Bu durumdan en çok kardeşim rahatsız, arada bağrınıyor "al çocuklarını git evine" gibilerinden ama pek oralı olduğum söylenemez. Bu arada tv deki her akşamın dizilerini birer ikişer takip eder oldum son bir haftadır. Aman Kuzey Güney kaçmasın, aman Seksenler başlamadan yemek bitsin: ) Biz evde tv dizilerine göre yaşamadığımız için garip gelse de durum ortama ayak uyduruyoruz...

Bu kışın hastalığına bir yakalandık kurtulamıyoruz da, daha kış yeni başladı. Çocukları annem iyi ediyor, okula gidiyorlar hooppp ertesi gün salya sümük dolanıyorlar. Annem de "göndermiyorum bu kış çocukları" der durur son günlerde. İki çocuk ile pek rahat sanırım evde. Bana kalsa sal çocukları okula. Bazen delleniyorum çünkü evde. Ne dur biliyorlar ne sus. Birbirlerini kışkırtmakta da üstlerine yok. Olmaz dediğim şeylerde birbirlerine bakıyorlar uzun uzun, bakalım kim önce olmazı olur yapacak diye??? Genel de Defne bozuyor, Semih devam ettiriyor: )

Bizim çok bilmiş Semih her geçen gün boyundan büyük lafları ile bizi şaşırtmaya devam ediyor. Son günlerde "neden kitap okuyamıyorum, neden sen okuyorsun da biz dinliyoruz" gibilerinden laflar duymaya başladık.
Dün de ananesine çorbasından ikram etmiş. Ananesi de "sen iç ben içmeyeceğim" deyince "yoksa gribim sana geçer diye mi içmiyorsun anane" diye soruvermiş: )

Son günlerde gördüklerimden İstanbul Tasarım Bienalinde Musibet sergisine kıyısından ucunda yetişerek gittim. Fotoğraf makinamı Şef'e kaptırmış olmamın hüznü ve ağırlığı ile bakındım durdum sadece. Tabii ki çok etkilendim "vayy bee" dediklerim oldu. Ama anlatmam, kelimelere dökmem imkansız. En güzelinden Semi blogunda "Nasıl birşey o" başlığı ile anlatmış, fotoğraflamış. Gidemeyenler baksın derim.

Ve koca bir yılı bitiyoruz işte. O değil de yaşlanıyorum ve yapamadıklarım peşimden nanik yapıyor bana. Yine de önümüzdeki yeni yıllar için şükür ve dilek defteri yaptım kendime. Daha önceleri de yazardım ama herşeyi not aldığım karalama defterine çiziktirirdim aklıma geldikçe. Bu defa özelinden olsun istedim ve kimsenin eline geçmesin: )

2012 yılı bitmeden, yılın son dileği olsun bu fotoğraf: )





18 yorum:

  1. Yaşlanmak?!
    Daha dur, hiç söyleme böyle şeyler:)
    Annem hep çocuklar için (yani biz:)) "ömür törpüsü" der dururdu.
    Çok haklıymış, bazen o kadar çok yoruyorlar ki insanı ömürden birkaç yıl gidiyor gibi, en azından his olarak.

    Hastalık meselelerine gelince, belki duydun adını. Bir de Propolis var, şurdan bir oku istersen:
    http://www.propolis.com.tr/?propolis-nedir
    Aktarlarda ve hatta biraz büyük marketlerde bile var.

    Eşinin Mısır izlenimlerini merak ettim. Gezebilmiş mi biraz?

    Not: Link verdiğin için ayrıca teşekkürler:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşlanmayı bedensel yada ruhsal yaşlanmak olarak yazmak istedim aslında, yaş gidiyor ve yapamadıkların ile kalakalıyorsun anlamında idi: )
      Dün Semih pizza istemiş ben de birlikte yaparız diye malzemeleri aldım annemlere gittim, inanır mısın daha kapıdan girmemle mutfağa sokulmam bir oldu. Bırak biraz oturup dinlenmeyi, montumu bile zor çıkarttım: (( Bazen katlanması zor oluyor yine de hiçbirşeye değişilmezler: )

      Propolisi duydum ama denemedim. Umca deniyoruz bakalım tesir edecek mi?

      Mısır'a ilk gidişi değil, daha önceleri de çokca gitti, gezmiş çoğu yerini ve "çok pis" olduğunu sıkça dile getiriyor. Ben gidince yazarım bir post, İskenderiye'de buluşma teklifi aldım da yıl sonu için!

      Ne demek, iyisini yapamıyorsan yapanı göstereceksin derler bizim oralarda: )

      Sil
  2. Mısır`da üç sene yaşamış bir arkadaşım vardı. Anlattığı şeylerin başında pislik geliyordu!
    Doğru dürüst yemek yiyebileceğin yerlerde bile bardaklar temiz gelmiyormuş. Sokaklar falan zaten pislik, bir de etleri sokaklara asıp öyle satıyorlarmış. Tarihi eserlere de değer verdikleri yok demişti. Giden başka bir arkadaşın kurduğu ilk cümle: "Piramitleri bunların ataları inşaa etmiş olmaz!" idi:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şeyi eşim de söyledi. KEsin bunlar yapmadı bunları: )

      Ben Brüksel'de kokuyor diye yemek yememiş ve tren garında izimi bırakmış biriyim, eşim de ondan pek gitmemi istemedi...

      Mesela balık yerken, içini temizlemiyorlarmış, yenmeyecek pis olan yerlerine sarı safran döküyorlarmış, yiyen kişi de anlıyormuş ki orası yenmeyecek, ne kötü değil mi?
      Eve arkadaş bi gün temizlikçi çağırmış; peşinden kendi üç gün temizlik yapmış!... Sokakların, cami önlerinin fotoğraflarını çekmiş eşim, rezalet!

      Neyse önemli olan İskenderiye'yi, fenerin olmayan kalıntılarını, Dimyat'ı, Nil nehrini, Piramitleri, El Ezher Camii'ni dünya gözü ile görmek, iki gün yeter yanına erzaklarımı aldı mı: )

      Sil
  3. Hele yemeklere karşı da hassas biriysen yanında kesinlikle götür yiyeceğini, içeceğini. (aslında yasak tabii uçakta yemek taşımak ama neyse:)) Bakacaksın çaresine, başka yolu yok:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Götürmeden olmaz, miss gibi sodalı poğça sandaviç yapılmış kaşar ile: ) Kurabiye filan...
      Yemeklere olmasa da kokular beni deli etmeye yetiyor, direk mideme yansıyor.
      Başka yolu yok, uçak da az idare ediversin canım: ) Daha önceleri nazımı çektiler, inş. sorun yaşamam...

      Sil
  4. Çok geçmiş olsun Ayşegül, çocukların devamlı hasta olması bence okuldaki hasta çocuklardan tekrar tekrar bulaşmasıdır, neyse yarı yıl tatiline de az kaldı, dinlenirler ve umarım iyileşirler...Anne evinde nazlanmak da pek güzeldir:)))

    Demek Mısır yolcususun hadi bakalım, güzel bir tatil olsun ve bize anlatacakların;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Natali. Sanırım okuldan dediğin gibi. Biri hasta oldumu tüm sınıf ertesi gün hasta:(
      Tadından yenmıyor çok mutluyum ben: )

      Henüz belli değil Natali ama istiyorum yıl bitmeden. 15 Aralık referandum varmış orda. Bir bitsin de ortalığın durumuna göre.

      Sil
  5. Ayşegül'cüm,
    Geçmiş olsun. Bizim eve de hafiften bir uğradı hastalık hali, kafasını gözünü kırdık geri yolladık. Şaka bir yana, iyileşmek kolay olmuyor. Çocuklar anaokullarına başladılar mı çok hastalanıyorlar, sonradan bağışıklık sistemleri biraz daha güçleniyor. Geçecek yani korkma:)
    Bu arada gidince kalemlerine bakacağım:)
    Öpüyorum seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın Özlem. İlk seneleri ya okulda, ondan sanırım sıkça tekrar etmesi. Artık doktora bile götürmüyorum, reçeteyi kendim yazıyorum. Şimdilerde bitkisel çareler aramaktayım: ) Hayırlısı bakalım.

      Ayyy çok sevinirim: ) Son zamanlarda bize Avrupa gözükmediğinden senden isteyim dedim. İnşallah denk gelirsin.

      Ben de canım öptüm seni...

      Sil
  6. çok geçmiş olsun, okula gidince tabii böyle oluyor, kronikleşiyor. Yeni yılda dileklerin kabul olsun diyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Hepimizin dilekleri kabul olsun inşallah: )

      Sil
  7. Çok çok geçmiş olsun Ayşegül. Allah şifa versin.
    Yegenimden biliyorum hakikatten çocuklar bir hasta oldumu zor toparlanıyorlar. Birde hareketli olduklarını düşünürsek. İnsanın kendi evinde olmaması zordur. Anne evi bile olsa kendi evi gibisi yok. :)
    Bitkilerden boğazlar için papatya çayı birebir aklında olsun.
    İyi haftasonları canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Gülşah.
      Evet hemen birbirlerine bulaştırıyorlar ve zor toparlanıyorlar.

      Anne evinde pek bi rahatım aslında Gülşah. Çocuklarla uğraşıyorlar az da olsa nefes alabiliyorum. Yine de illa ki kendi evim: )
      Papatyayı deneyeceğim. Çok sağol Gülşah.

      Sil
  8. bizim de böyle kardeşli yeğenli,
    karmaşık ama güzel günlerimiz oldu....
    o zaman söylense de insan sonra iyi ki yaşanmış diyor:))
    defter işini bu yıl ben de yapacağım,
    dileklerin gerçek olsun!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de pek severim öyle kalabalıkları, biz de ananemin evin de 13 torunla bir arada geçirdik/tükettik çocukluğumuzu ve en güzel yıllarımızdı o zamanlar.

      Ben de yapacağım bakalım ama her aklıma gelen dileği çok komik bulup yazmaktan vazgeçiyorum: )))

      Hepimizin inşallah...

      Sil
  9. Ayşegülcüm bizde de bol bol hastalık var. Sıkıcı ama yine de böyle hastalıklar olsun diyorum.

    Dilek defteri her yıl ben de yaparım,yıl sonunda gerçekleşenleri silerim. Bu yıl üç dileğim gerçekleşmiş buna da şükür di mi?))

    Not:'' 2012'nin En'leri''ni yazdım, farkettim ki içinde çokça yer almışsın... Çok teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum Lale abla. Ve çok sevindim. 2012 nin ucundan kıyısından olsa da girmişiz hayatlarımıza ve ne iyi yapmışız: )
      Asıl ben sana çok teşekkür ederim.

      Dedim ya ben de bakalım yazacağım ama bazıları çok komiğime geliyor yazmasam mı diyorum, birinin eline geçerse çok güler bana ya: )

      Çok geçmiş olsun ve görüp göreceğim tüm hastalıklar böyle olsun diyelim...

      Sil