Sayfalar

13 Eylül 2012 Perşembe

Artık midem bulanıyor.

Son iki gündür mali müşavirler odasına eğitime gidiyorum. Hem çalışma hayatından şikayetçiyim, ne zaman kurtulacağım hesapları yapıyorum hem de hiçbir şeyden geri kalmıyorum. Bendeki bu çelişkili halleri bir türlü anlayamıyorum.

Neyse bizim evden kurtuluşa gitmem 1,5/2 saatimi alıyor. Öyle uzağız işte şehir merkezlerine.
Otobüse bindim ki uzun zamandır binmiyordum, yol git git bitmedi orası ayrı bir de otobüsteki üç adamın bağıra çağıra "İstanbul'u kurtarmaları, memleket sorunlarını çözmelerini, doktorlardan daha profesyonel doktor olmalarını" kulağımın ve beynimin içine ede ede anlatmalarına tanıklık ettim. 5 dakika sonra biter dedim bitmedi, 10 dakika bekledim olmadı, derken yarım saat derken 45 dakika ama bitmedi. Boş yer olsa en uzaklarına gideceğim ama onca yolu da ayakta çekemem ki. Kitap okuyorum fakat aynı satırları üç defa okumaya başladım. Kulaklıkla müzik dinledim ama yine de o gür sesler beynimin içinde yankı yapa yapa geri döndü bana. Taktım ya adamlara otobüsün motor sesi bile adamların tartışma sesi gibi gelmeye başladı. Bir ara haliç köprüsünde insem mi diye düşündüm. Hayır insem napıcam o da muamma. Kadınların çok konuşmalarına alışkın milletiz lakin koca koca adamların toplu taşıma araçlarında sabah sabah nasıl bu kadar düşüncesizce bağırarak tartıştıklarına ilk defa şahit oldum.
Bir saat sonra dayanamadım ve "siz sanırım otobüs dışında görüşmüyorsunuz? Bindiğimden beri tartışıyorsunuz, sabah sabah beynim uyuştu resmen" dedim.
Adamlardan göbekli olan öyle rahat öyle pişkin ki;
-"evet sözlerimiz narkoz etkisi yapar bizim" dedi.
Bir de;
-"memleketimin insanları" ve "kuzuların sessizliği" gibilerinden iki cümle kurdu. Hiç anlamlandıramadım. Kesin bana bişey dedi de ben anlamadım. Saflığıma doymayayım işte.
Yuhh dedim içimden. Daha ne konuşsam boş diyerek sustum. Hadi ben o lafları yedim de sustum otobüsteki bir allahın kulu da rahatsız olmuyor mu anlamadım?

İşte böyle böyle 1,5 saatlik mecidiyeköy yolculuğum bitti ve mecidiyeköyde indim. Osmanbey'e kadar bir daha otobüse binmemek için taksiye bindim. Zaten taksi bulmak da bir sorun mecidiyeköyde. Üşenmedim saydım, 26. taksiye bindim. Binerken de kapısındaki durak adına baktım, "bayrampaşa carrefoursa" yazıyordu. Belki buraları bilmiyordur diye, "Kurtuluş caddesini biliyor musunuz? " diye sordum.  Hay sormaz olaydım.
-"Ben yıllardır taksiciyim abla, nasıl bilmem " diye bir fırça yedim. Sabah sabah bu tipleri çekiyorum herhalde diye düşünürken, ben de iyicene arızaya bağladım.
-"abi ya sabah sabah gün yeni başladı, ne ne agresiflik" dememle adam,
-"size yeni başladı, ben gece 3 den beri çalışıyorum "dedi. Öyle de pişkinleşmişiz artık.
-"ben de 3 den beri ayaktayım ama sağa sola terslenmiyorum, çalışıyorsanız kendinize" dedim,
adam biraz toparlandı ve "doğru söylüyorsunuz" gibilerinden birşeyler zırvaladı. Hayır adamın radyosunda bir güzel müzikler çalıyor ki mümkün değil normal bir insanın o müziklerle bu kadar agresif bu kadar depresif olması.
ve sağda indim.


Dünden beri düşünüyorum da kesin ben de sorun var. Yoksa mümkün değil insanların böyle olması. Mümkün değil, hatta hiç mümkün değil.

Şef ve annem hep der, "hiç politik olamıyorsun" diye. Yok ben politik filan olamam hayatta.
Varsın onlar ister "ekmek parası" ardına, ister " uykusuzluklarının" ardına, ister "evdeki huzursuzluklarının" ardına, "ister evlenememiş olmalarının" ardına, artık neyin ardına sığınırlarsa sığınsınlar, artık anladım ki sadece o tip insanlara baktıkça, onlarla birlikte çalışmak zorunda oldukça, onlarla birlikte aynı toplu taşıma araçlarını kullandıkça, onlarla yüz yüze geldikçe artık midem bulanıyor. Hem de öyle böyle değil, çok ama çok midem bulanıyor.

14 yorum:

  1. sana hak vermemek mümkün değil !

    ancak yazının bütününe bakınca dedim ki tıpkı yukarıdaki balonlar gibi,herkes farklı bir renk ..
    çerçevenin dışına taşan da var uyumu bozan da..

    ama haklısın :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de farklılıklardan, farklı insanların bir arada yaşamasından çok hoşlanıyorum, lakin sınırlar aşılmadıkça.

      Gonca ama hiç siyah renk yok bak: )

      Sil
  2. Taksici macerası bitmez! Bitmez... :)

    YanıtlaSil
  3. şaşkınlıkla okudum yazdıklarını , adamın -"evet sözlerimiz narkoz etkisi yapar bizim' diyecek kadar ukala olmasına ayrı bir şaşırdım ! gerçekten insanlar çok tuhaf bende hep kendime sorarım anormal olan benım sanırım diye yok kardeşim anormal olan onlar !
    sevgiler :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de şaşkınım, arada insan içine çıkınca böyle oluyor demek ki diyorum kendi kendime...
      Çok rahattı adam, hiç istifini bozmadı, sanki sorunlu olan bendim.

      Sevgiler benden de: )

      Sil
  4. bu ülkede mide bulandıran o kadar çok şey olmaya başladı ki artık :( herkes "ali kıran baş kesen!" :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aslında söylecek çok şey var da insanın dili varmıyor işte.

      Çok haklısın.

      Sil
  5. Senin o bahsettiğin sürelerde ben buradan kalkıp İstanbul`a gidiyorum:)
    Yok yok o kadar da değil ama 2-2,5 saatte oralardayım:)
    Amcaların "narkoz etkisi" lafına çok güldüm:)
    Taksi sorunu büyük İstanbul`da. Cumartesi günü biz de yaşadık, müşteri beğenmiyorlar resmen! Oraya gitmem, o trafiğe giremem, o mesafe olmaz...

    Anlamayıver bazı insanları. Hiç kafanı yorma, hep var bu insanlardan etrafımızda nasıl olsa:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz de istanbul'a gidiyoruz farkımız yok aslında;))
      Muhtemelen hastanede çalışıyorlardı doktorlardan nöbetten sıkça soz ettiler, kesin ameliyatta basroldelerdir. Çokkkk bilgililerdi Çokkkk;)

      Anlayamayacagım zaten vazgeçtim, beni anlayan anlasın yeter:) çok klise oldu ama;))

      Sil
  6. Bir akşam arkadaşlarla buluştuk Taksim Ada kitapevi içindeki bistro da birer kadeh bir şey içip sohbet edeceğiz. Öyle keyifliyiz ki ama garson her şeyi kafamıza çalıyor , sanki gidin de eve gideyim hesabı. Yav bu kadar hoşnutsuzssan yapma şu işi. Yok ama onların adı keyif kaçıran...

    Öptüm çook

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte her yerde çıkıyor böyle tipler. Anlamak çok zor.

      Walla ben öğrenci iken tezgahtarlıktan garsonluğa kadar her işi yaptım ama hiç gocunmadım, hatta güleryüzlü olduğumda daha çok bahşiş bile alırdım: )ondan pek sırıtık gezdiğim de olmuştur: ) hiç terslemedim kimseyi, hazımsızlıklarından diyorum artık.

      Ben de öpüyorum: )

      Sil
  7. Narkoz etkisi yapar ama saygı olmayınca işe yaramaz deseydin keşke, memlektte dangalak ve saygısız çok bir de zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorlar ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O beni döverdi sanırım bir iki şey daha söyleseydim. Çok ama çok ukala, saygısız bir tipti. Ben onu söylediğimde kızarıp utanması sıkılması gerekirken bana dediği lafa baksana. Daha ne beklersin ki?
      Sonradan düşündüm de onun yetiştirdiği çocuklar kimbilir nasıl olacak? En çok kafamı bu sorguladı.

      Artık boşvermek lazım yoksa kendi kendini yiyorsun, onlara birşey olmuyor.

      Sil