Sayfalar

3 Ağustos 2012 Cuma

Melek gözünden Semih...

Melek, eşimin ablasının kızı. Aynı zaman da sanırım eşimin tarafında en sevdiğim kişi o. Aramızdaki yaş farkının az olmasından da kaynaklanıyor olabilir. Herşeyi anlatabiliyorum, herşeyini de dinleyebiliyorum.





Kompleksiz, yalın, kendi ile barışık bir kız. Hataları ile yanlışları ile dalga geçebilecek kadar özgüvene sahip. Hayatta yaşlanmazsın onunla isen. Hem eğlendirir, hem eğlenir. Yemekten zevk alır, hem yaparız, hem yeriz. Sofrada ilkin en sevdiği yemeği yiyenlerden. Bu bile onu sevmem için yeter.

Bolu'da kimya okuyor, inşallah bitirecek kaç yıldır: ) Sınavlara gidip geliyor. Bazen bu rahatlığı beni delirtse de en sevdiklerimden oldu işte.








Babam hastanede iken "yenge ya insanlık öldü mü? getir çocukları ben bakarım" dedi. Böyle bir teklife balıklama atladım tabii: )
Çocukları bıraktım, tabii bizde Beşiktaş/Başakşehir arasında mekik dokumadık değil.




Şimdi Melek'in dilinden anlatıyorum.

-yenge ya Semih aşmış! Vitrindeki safranbolu evini istedi. /elektrik ile çalışan gece lambası gibin birşey/
Ben de olmaz, zaten ışıkları da yanmıyor, pili bitmiş dedim.
Semih efendi de, "Melek o pille çalışmıyor, elektrikli o, prize takınca fişini çalışır" dedi : )

-Yenge bu çocuk nasıl pil ile elektrik ayırımını bilebilir ya?

Ahh bir bilsem Melek, ahh bir bilsem.

Bazen düşünüyorum da, hatta endişeleniyorum da biz bu çocuğa ilerde nasıl yeteceğiz???

2 yorum:

  1. Maşallah diyelim Semih ımize ... Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Siz ona yetmeye değil yetişmeye çalışacaksınız Ayşegülcüm:))

    YanıtlaSil