Sayfalar

24 Mayıs 2012 Perşembe

Kamyon arkası keyfi...

Bloglarda çok güzel yazıya dökülmüş anne çocuk ilişkileri okuyorum. Bazılarına çok üzülüyorum, bazılarına çok gülüyorum, bazılarında da çok düşünüyorum...


3 yaşında bir erkek ve 2 yaşında bir kız çocuğu olunca evde, çocuklu evlerin biraz daha almış başını gitmiş hallerine bulanıyor bizim ev. Ve o haller beni daha da bulandırıyordu.

Önceleri/bakmayın önceleri dediğime, çok önceleri değil/ çok takardım ev dağıldığında yada yemek eksik olduğunda yada alışveriş yapılacak ama vakit olmadığında, yada yapmak istediklerim pek yarım kaldığında, hatta takmak ne kelime çıldırırdım, sağa sola sarardım. Bu sarma hallerimden en çok nasibini alan Şef olmuştur, he bir de annemi de es geçmemek lazım...

Sonra baktım çocuklar büyüdükçe Şef'e ayrı bir ilgi göstermeye başladılar. Ben evin kötü polisi olmuşum. Bişey olsa hemen "bak annene söylerim" lafları da bu kötü polis ünvanımı iyicene üstüme yapıştırıyordu.
Kanıma dokunmaya başladı bu durum. Dicem ki o kadar besle büyüt en ufak şeyde gitsin babalarına sığınsınlar. Milletin çocukları "anne" diye ağlar, benimkiler de "baba" diye ağlıyorlardı. Sonra hani çocuklara aptalca sorulan sorulardan "hadi söyle bakalım kimi seviyorsun en çok" sorusuna benimkiler "önce babamızı seviyoruz" demeye başladılar...  Bu da üstüne kaymak olsun tatlının.
Ama anladım ki bu iş beslemekle,karnında taşımakla, doğurmakla, büyütmekle olacak gibi değil.

Uzun zamandır gözlemlemeyi seçtim. Yaklaşık üç dört aydır gözlemliyorum baba oğul / baba kız ilişkilerini. Ve anladım ki ben onlarla KEYİFLİ vakit geçirmiyormuşum. İşte tüm neden buymuş. İşin sırrı olinde filan değilmiş anladım. Allahtan akıllı kadınım da geç olmadan çaktım olayı:) Ondan sonra;

-Bıraktım artık ev dağınık kalıyor. "Eve aniden misafir gelirse evim dağınık olmasın" düşüncemi çürüteli üç ay oluyor: ) Canım eve de aniden yabancı misafir gelmesin, ha olduya geldi sakın ha arkamdan evi oyuncak dolu, odadan çocuk odasına boylu boyunca oyuncaklar dizili, çok karışık mutfak falan filan diye laf etmesin, fena bozarım.
Çocuklar TV karşısında kek/kurabiye/muzlu süt/puding keyfi yaptıklarından odadaki halı /açık renk olduğundan çok çabuk kirleniyor/. Yunanistan adaları gibi ara ara çıkolatalı puding lekeleri bulursunuz halıda, umrumda mı "HAYIR". İlla mutfakta yiyeceksiniz diye diretmiyorum artık. Halı yıkamacılar da para kazansın değil mi? Yakında ayda bir halı vermekten halı yıkamacılar bize indirim yapacaklar.


-Dışarı çıktığımızda üstleri başları kirlenecek diye "aman kumda ayaklarını sürüme, aman suya basma, aman kaydırak kirliyse kayma, ellerini kenarlara sürme" çocukları çıktıklarına çıkacaklarına pişman eden ben, artık su birikintisine birlikte basıp ayakkabılarımızın izlerini geride bırakıyoruz, kaydırak kirliyse de kayıyoruz, ellerimiz kirlenirse siliyoruz/yıkıyoruz, kumda ayaklarımızı sürüdüğümüzde ayakkabılarımızı çıkarıp kumlarını boşaltıyoruz, sonuç mu "MUTLUYUZ". Bunu babaları ile dışarı çıktıklarında zaten yapıyorlarmış... Ondanmış eve benimle çıktılarında ağlayarak, babaları ile çıktıklarında gülerek / şakalaşarak geri dönmeleri.

-Günlerden bir akşam dedim ki; hadi çocukları da yaptıklarıma dahil edeyim, birlikte mutfakta güzel saatler geçirelim ama ne mümkün, şeker hamurlu kurabiye yaparken arkamı dönmem ile tezgahtan aşağı inen pudra şekeri kutusu arasında iki saniğe yoktur sanırım. Ortalık beyaz toz bulutu ile kaplanmıştı bile. Tabii ben yine dellenmelerde, bağrınmalarda, sizinle iş yapanda kabahat diye söylenmelerde, bir yandan da Semih ile Defneyi mutfaktan dışarı çıkartmak için çekiştirme ile cebelleşirken buldum kendimi. O gün mutfağı öylecene bırakıp, kapıyı kilitleyip yatmıştım. Sabah Şef'e anlattığımda "e ne var süpürürüz temizlenir, hem de mis gibi kokmuş" demişti: ) Bakmayın şimdi güldüğüme o zaman çileden çıkmıştım.
Şimdi diyorum ki ne büyük bir hata yapmışım. Bu tramvayı çocukların beyninden silmem yaklaşık 15/20 tepsi börek/kek/kurabiyeye onları eşlik etmekle bir nebze çözüldü. Şimdilerde Semih efendi yumurtaları kırar, Defne hanımda susamları/çörekotlarını serpiştirir. Fırın başında da muhabbetle yapılanların pişmesini bekleriz.
Mutfak kirlenmiyor mu? Ooo hem de nasıl, çarşamba pazarını geçiyor tezgah. Ama olsun, sonuçta MUTLUYUZ. Pişenleri de "KEYİFLE" yiyoruz. Artık hadi ye oğlum/kızım diye koşturmuyorum peşlerinde. "anne bunları biz yaptık değil mi?" diye kendi kendilerine pişenleri yeme yarışına girişiyorlar.

-Yemek mi yok evde, dertlenmiyorum artık, illa sağlıklı şeyler yesinler, bağırsakları çalışsın, illa çorba olsun içsinler diye. O akşamı da pizza ile geçirebiliyoruz. Ben yokken eve sipariş verilen pizzalardan alışkın oğlum bile "anne arayalım mı pizzacı abiyi" diyebiliyor, çocuklarda bendeki değişime çabuk adapte oldular: )

Henüz hala yataktan kalktığında "BABA" diye bağıran kızımın sınırlarına ulaşamadım ama olsun azimliyim...


Evdeki koca kamyon ile Semih efendinin oyuncaklarını inşaat malzemesi diye holün ortasına yığmasına, ayağıma takılan oyuncaklara sinirlenmiyorum.
Topla hadi dediğimde "kamyonumda biraz keyif yapayım sonra toplarım" cevabını alabiliyorum, kamyonun arkasında keyif yapıyormuş: ) Keyfini yapınca da tüm kaçma hareketleri henüz bana sökmüyor. O inşaat yığıntısı toplanacak. Henüz o kadar da genişlemedim.





Rahat olmak lazım bu hayatta derlerdi de inanmazdım. Şef'teki keyfin/keyifli vakit geçirmelerin henüz ucunda kıyısında yüzmekteyim ama bir adım attım ya gerisi gelir umudundayım.

Yine de sınırlarımız var evde, hepten saldım çayıra modunda değil vakit geçirmelerimiz.

Bakalım gelişmeler/sonuçlar ara ara bildirilecek: )


Herkese keyifli günler olsun...




10 yorum:

  1. süper bir annesin erken farkına varmışsın.Zamanla daha da umursamıcaksın.Dağılırsa toplanır,kirlenirse temizlenir.Ama çocuklar da herşeyin izi kalıyor.Çok bilinçlisin tebrik ederim meleklerinle mutluluklar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir yorum alacağım hiç aklıma gelmezdi: )

      Teşekkürler. Sanırım böylesi daha iyi sonuçlar veriyor...

      Sil
  2. sal gitsin be yaaa :)) bırak dağılsın kasma kendini..Çocuklar mutlu olsun yeter.Sen zaten mutlu olursun o zaman. Seni gidi kötü polis seeniii :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saldım gitti bea: )
      Bir dde sen gelsen iyicene mutlu olcaz da, bakalım...

      Sil
  3. yaa gelecem deee..nasıl :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemicem ama sanırım biz Bursa'ya gelicez bir iki hafta sonra, gerisini sen düşün: )

      Sil
  4. Mutluyuz diye koyu kalın harflerle yazmışsın ya hani; Allah sana onlardan hergün, düşünemediğin kadar yazdırsın inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım ya, İnş. ne diyelim, gönlümüze göre yaşamak nasip olsun...

      Sil
  5. Yazını gülerek okudum desem:))
    Destekliyorum ama çok dağıtmamak şartıyla:)
    Temizlik işlerini bizim evden kaldıralı çok oluyor. Çocuklu eve kimse laf etmesin bir zahmet:) Ama gene de kuralsız değilim. Mesela yemek hala bizde masada yeniyor, gezinerek döke saça yemek yok!
    Üstleri benimkilerin hep kirli:)Hele okuldan geliyorlar sorma; boya, kalem, çamur ne yaptılarsa üzerlerinde...
    Dağıtabilirler hiç sorun değil ama toplarken onların da toplamasını istiyorum. Bazen mızıldanıyorlar ama yardımımla hallediyoruz.
    Kötü polis miyim bilmiyorum. Ama babaya göre daha çok cırladığım kesin:))
    Ödev yapmak, kardeş sataşmaları vs. mutlaka sesim yükseliyor. Baba rahat tabii, işten geliyor, ödevleri bitmiş çocuklar, birlikte yenen yemekten sonra babayla oyun zamanı:))
    Konu derinmiş yahu, damara basmışsın:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aştım biraz biraz eski hallerimi ama kesinlikle kuralsız olmuyor. Ve çocuklar da daha rahat daha sakinler.
      Yemek evet sofrada mutfakta kesinlikle ama kek/pasta/muzlu süte odada izin veriyorum akşamları...

      İyidir arada damar konular: )

      Sil