Sayfalar

23 Nisan 2012 Pazartesi

Ve kalbimi çalan Cordoba...

Hersey THY nin kampanya biletlerine bakmamız ile başladı. Hemen hemen tüm uçak firmalarının kampanya biletlerini çok sık takip ederim. 20€ ya Paris'e uçtuk diyeyim size, siz anlayın... 

Ve zaten Endülüs bölgesini gezmeyi, görmeyi çok istiyordum/k. Malaga uçuşunu gören Şef'in "Hadi" teklifine hiç "hayır" diyemedim. Zaten aklımda da binbir düşünce almış başını gidiyor. Birisinin bunlara dur demesi gerekti: )

Topladık valiz bile olmayan çantalarımızı düştük yollara. Gent'ten sonra başka bir sehirden bu kadar etkileneceğimi hiç ummazdım. Kalbimi, aklımı, fikrimi Cordaba'da bıraktım geldim.


 


 



 Malaga'ya indikten sonra Cordoba'ya gecmek için bir kaç saatimiz vardı, biraz Malaga sahilinde dolaştıktan sonra Cordoba'ya indiğimizde hava karanlikti. Çantaları otele bırakıp, şehirde kısa bir tur attık. Ve ben Kurtuba Camii'si (Mezquita) ile Roma Köprüsü'nün karanlık gökyüzünün altında gelin gibi duran hallerine, davetkar bakışlarına asık oldum. Sabahın olmasını zor bekledim.

 O aksam bir iki bireyler içip geri donduk otele. Ertesi sabah otobüs ile sehre indik ve yahudi mahallesinin ara sokaklarinda biraz kaybolduktan sonra camiyi bulduk. Sabah 8 ile 10 arası ücretsiz girilebiliyor, üstelik turlarda henüz gelmediği için sakın sakın içeriyi gezmek mumkun olabiliyor. ( o saatten sonra 8€)

Bahçedeki  portakal ağaçları etrafa paha biçilmez bir koku salmış ve icine ceke ceke dolaşıyor insanlar. Camiye girince sutunlarla derinlestirilmis kocaman bir yapi karsiliyor insani. O kadar buyulendim ki anlatmam imkansiz. İcerisi cok buyuk, hatta ispanyollar cordoba'yi ele gecirdikten sonra icine birde kilise insa etmisler.

Su anda tamami kilise olarak kullanilsa da iceriye girince camilere has sicakligi ve huzuru hissedebiliyorsunuz. İçerisi İstanbul'da bildigimiz büyük camiler gibi devasa bir kubbe ile aydınlık hissi vermiyor ama sutunlarin arasinda hissettiginiz derinlik ve sonsuzluk hissi muhtesem. Yaklasik bir saat suruyor iceriyi gezmek ama bir kosede turist kafilelerinden kendinizi siyirip dalarsaniz butun gun disariya cikmak isteyebilirsiniz de...




Bahceye cikinca tekrar portakal agaclari ve o muhtesem koku. Bahcede araplar zamaninda palmiyeler varmis. Daha sonra ispanyollar onlarin yerine portakallari dikmisler ama hala birkac palmiye var. Birde abdest alinan cesmelerin yerinde sus havuzlari mevcut.

Şef bahcede reconquista (ispanyollarin ispanya'ya yeniden hakim olmasi demekmis) ve endulusu anlatti biraz. Yakilan yuzbinlerce kitabi, o kitaplarin kurtulanlarin uzerinden doğan ronesansi ve endulus'un kisa hikayesini.


Daha sonrasi ise sokaklarda kaybolup sehri kesfetme firsati... Mezquita'nin bulundugu bolge eski sehrin merkezi ve Yahudi Mahallesi olarak geçiyor. Bütün sokaklar daracik arnavut kaldırımları ile döşeli. Evler balkonlardan ve duvarlardan sarkan rengarenk çiçeklere süslü. Mayıs ayı bütün çiçeklerin sergilenme zamanı ve o günlerde sokakların nasıl göründüğünü görmek için bile gelinebilir buraya. Eski sehrin hangi sokağından girerseniz girin bir süre sonra mezquita'ya çıkıyorsunuz. Sanki bir sihirli birşeyi sizi çekiyor oraya doğru. Sokaklardaki dükkanların vitrinleri ve pencereleri yok sadece çok büyük ahşap kapıları var. Kapıları kapattıklarında aynı yeri tekrar bulmanız çok zor olabiliyor. Daracik sokakların arasında serpistirilmis restaurantlar veya tapas barlar ise muhteşem. Avluda oturup serin serin birşeyler içerken ve tapaslarin tadına bakarken disaridan gelen nisan yagmurunun sesini dinlemek cok guzel.














Bu arada bizim tapaslar arasindaki favorimiz tadi bizimkinden çok farklı olan yeşil zeytin ve zeytin yağına yatırılmış keçi peyniri oldu. Tapas konusunda ayrıca yazacağım ama şimdilik bir on bilgi vermiş olayım.

Yarın da Sevilla, Malaga ve granadayi yazacağım. Cordoba için bir post ayırdığımin farkindayim, ne de olsa kalbim orda kaldı, olsun o kadar : )

Ve 23 Nisan ile ilgili Bolat çok güzel bir yazı yayınlamış. Bana söyleyecek söz kalmamış. Kutlu mutlu olsun...

13 yorum:

  1. CANIM GEZ GÜLÜM SEFAN OLSUN
    :)

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel bir seyehat olmuş belli Ayşegülcüm. Bu yazılarını Endülüs'de Raks adı altında topla daha sonra ki biz bile bir şey arasak bu adla arayıp bulalım hemen...

    Sevgimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç onu düşünmemiştim, tamamdır hallederim o şekilde.

      Çok teşekkürler...

      Sil
  3. ne kadar güzel bir postr bu böyle bayıldım. gitmiş gibi oldum.
    23 nisan ile ilgili postunuza da bayıkdım

    YanıtlaSil
  4. bu arada diğer postlarınızı 4 gözle bekliyoruz.
    umarım çabuk yayınlarsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Hypo, umarım tez vakitte diğerlerini de yazarım...

      Sil
  5. :)) heyt bee kim tutar sizii..:)) ben hala face deki fotolara bakacam yaa :(( Bu arada sen bana oralardan ne getirdin acaba :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Delü: ) gelince ancak görebilirsin:P

      Sil
  6. Harika bir gezi olmuş belli ki, Eh! ucundan bizi de gezdirdiğin için çok teşekkürler....:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. : ) Sağolasın... Ne mutlu azıcık hissedebildiysen oraları: )

      Sil
  7. İnsanın kalbi kalmaz mı burda! Normal:)
    Bolat`ın postunu okudum, hatta yorumladım. Üzerine söyleyecek bir şey yok:)
    Tapas çok severim, Tapas özel yazını da bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakma bedenim burada, kalbim hala orda: )

      İlk fırsatta...

      Sil