Sayfalar

13 Mart 2012 Salı

Oynamasını bilmeyen gelin.

Biraz uzun oldu ama umarım sıkılmazsınız…

Neyse, hani elindeki kıt imkânlarla harikalar başaran insanlar vardır ya, işte onlardan olamadığımdan onlara hayranımdır. bir şeyi yapacaksam illa ki tüm malzemeleri eksiksiz olmalı, yoksa hemen vazgeçiyorum, yapamıyorum elimdekilerle. Hep aklım eksik olan o şeyde kalıyor.

İşte ben böyle birkaç kişi tanıdım, bunlardan birisi Filiz.

Filiz ile üniversite için şehir dışına çıktığımda, yurtta aynı odaya düştüğümde tanıştım. Aslında daha önce annem, teyzemler tarafından annesi, teyzesi tanışıyormuş. Teyzemle teyzesi Almanya’da komşuluk filan etmişler. Ama öyle samimiyetleri yokmuş. Onlar da Çerkez. Hal böyle olunca daha bir kanım kaynadı o’na: ) İnsan gurbet ellerde kendini çok yalnız hissediyor, öyle tanıdık birine denk gelince de hazine bulmuş edası ile sarılıyorsun: )
Filiz çok maharetli bir kızdı. –hala öyle: ) - Çok da hanım. Çok da güzel.
Hani elindeki kıt imkânlarla her şeyi yapabilenlerden.

Yurtta yiyecek bir şey olmadığında, sadece undan hem ekmeğimizi hem de çorbamızı yapar, üstüne de o unu baharatlı hamur yapar, cips şeklinde akşama çay yanına atıştırmalık hazırlardı.
İzmit depremi sonrası, yurtta da sıkı para politikası başlamıştı. Önceleri bedava olan tüp, deprem sonrası para ile satılmaya başlandı biz öğrencilere. Evde 5 kız var, bir iki kere banyoya girince tüp bitiyordu. Haftada bir tüp alacak kadar da zengin değildik. Buna bile çözüm buldu Filiz. Mutfakta fırınlı ocak vardı. Fırın kısmı elektrik ile çalışıyordu. Henüz elektrik ve suya para almıyordu yurt yönetimi. Bir gün pazardan fırına sığabilecek büyüklükte alüminyum tencereyi kapmış gelmiş. Biz o koca tencereyi ne yapacağını düşünür dururken, Filiz tencereye suyu doldurdu ve fırının içine yerleştirdi. Su ısınınca da “bundan sonra saçlarınızı bu şekilde su ısıtarak yıkayacaksınız”, haftada bir de duş alacağız dedi: ) böylece tüp daha uzun dayanacaktı.

Bunun gibi nice çözümler üretti çeşit çeşit konularda. Her dışarı gezmeye/okula çıkışımızda “kızlar ağırlıklarınızı takının da yürüyün” derdi. Eğlenmesini de çok iyi bilirdi. her şeyi yerinde yapanlardan. İyi ki hayatımda olanlardansın.

Böyle tanıdığım kişilerden bir diğeri de annemin amcasının kızı. O’da öyleydi. Eğer ki evde pudra şekeri yoksa ve pudra şekeri ile bir şey yapması gerekse, hemen rondodan toz şekeri geçirir, un haline getirir, içine de güzel koksun diye vanilya eklerdi. Ben olsam pudra şekeri yok diye vazgeçerdim yapmaktan.
Şimdi bunları ne diye mi yazdım?

Okuyanlar bilir, dikiş makinesi aldım. Aldım almasına ama bir türlü ortaya doğru düzgün bir şey çıkaramadım. Geceleri gelmeyen uykum bile dikiş dikeceğim zaman gelir oldu: ) Hep en güzeli olsun peşinde olduğumdan yaptıklarımın ağzı gözü bir tarafa kaydı. Bunları fotoğraflayıp yayınlamayacağım tabii ki: ) Geçen gün çocuklara yatak örtüsü için pathwork yapayım diye kumaşları makasla kestim. Hepsini ölçerek kesmeme rağmen olmadı. Birinin dikişi diğerinin dikiş kısmına denk gelmedi. Ben de iki sıra diktikten sonra bıraktım. Bahanem de hazırdı, kesim panom-cetvelim ve döner bıçağım yoktu. Olsaydı hepsi bir ölçüde olacaktı. Şimdi bunları aldım. Bakalım neler olacak. Yoksa ben oynamasını bilmeyen gelin miyim???

4 yorum:

  1. bende öyleydim, hatta bazen yine öyle davranıyorum..

    birkaç blogda cathkitston'unun fincanlarını v.s gördüm nasıl beğendim anlatamam hani onlar olmasa ben sanki çay içemeyeceğim...
    Neyse girdim web sitelerine kargosu falan derken epeyce tutuyor, alsammı almasam mı iki fincana 70 tl vericem

    tam vaz geçiyorum başka blıgda görüyorum dayanamıyorum illa ki almam lazım diyorum
    dün gece vaz geçtim bu kararımdan
    negerek var ki, evde onca fincan bardak varken.
    hem Türkiyeden alırsam daha ucuza daha güzelini bulurum belki de dimi :)


    Rahmetli annanem derdi, kadınlık imkansızlıktan imkan üretmektir derdi hep
    kulağa küpe yaptım ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. : ) ben bakalım ne vakit vazgeçecem...

      Ne varsa eskilerde var işte.

      Sil
  2. Bir dikiş makinası hikayesi de bende var. Evde iki çocuk, biri bebek günün on saatini işte geçirdiğim günlerin birinde, Kadıköy'den yüklenip geldim makinayı eve. El kadar kitapçığı var zaten hatmi zor değil. Ezberleyiverdim. Şimdi sorsalar ustası kadar teknik terimle anlatırım o makinayı. Kırk yaş hikmeti midir nedir, gülüyorum kendime bugün. Dikişi makinesinden öğrenmek mümkün mü:)
    Bİr ustaya ihtiyaç var galiba, elini izlemeden, sözünü dinlemeden beceremedim ben.
    sevgimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. : ))
      Ben de cetvel/döner bıçak ile öğreneceğim bu işi: ))

      Benim usta yanımda ama bütün gün çocuklara bakınca, ben daha eve girmeden annem kapıdan kaçıyor: )

      Sil