Sayfalar

20 Şubat 2012 Pazartesi

Hafta Sonu karışığı...

Son zamanların benim açımdan en güzel yanı; artık çocuklarım kendi aralarında da muhabbet etmeye başlamaları. 

Arabada arkada ikisi konuşuyor;

- Mehmet, Mehmet,  (memet diyor ama olsun: ))
- Efendim.
- Geldik mi?
- yok daha gelmedik, çok var.
- Çok var değil mi anne: )

Bu çok hoşuma gitti. Gözlerim yaşardı: )


VE Semih, ilk düğün salonu macerasını daha doğrusu eğlencesini yaşadı dün akşam. Halamın oğlunun nişanına gittik ana oğul. Baba kızı da evde bıraktık. Semih dağıttı resmen: ) Davul zurna eşliğinde oynadı. Bir tarafının Çankırılı olduğunu belli etti: ) Halamın torunları ile pistten inmediler. Bu kadar eğlendiğini görmek çok güzeldi. 
Eve dönerken, taksiciye “gelin yoktu ama düğün çok güzeldi.” demesi de ayrı güzeldi. O kadar eğlencenin arasında beyaz gelinlikli kimsenin olmayışına dikkat etmesi hoşuma gitti.


Dikiş makinesi olayına değinmeden de geçmeyeyim: ) Kesinlikle çok zormuş, annemin yanında iki kumaş arasına lastik geçirerek toka yapmaya benzemiyormuş: )
Mutlak önlüğü diktim. Çok ama çok amatörce oldu ama vakko’ nun “lütfen bizimle çalış” diye uğraştığı annem bile ilk iş olarak beğendi. Hocama da beğendirdim kendimi ya ölsem de gam yemem: )
Cuma akşamı çocukları uyuttuktan sonra başladım, biçtim, kestim, Diktim. Tersten dikince bir şey yok, her şey normal gözüküyor ama düzünü çevirince olmuyor. Çıldırdım tabii. Kesin bir yerde bir hata yapıyorum ama nerde? Gece iki gibi bitti ama hala orası düzelmedi. Annemi arasam gecenin ikisi olmaz. Zor sabah ettim, Sabahın yedisinde hemen aradım, anne koşşş, bu olmadı: ) Yaptığı tek şey makasla köşeye kesik atmak oldu. İşte ben bunu akıl edememiştim. Neyse böyle böyle alaylı olarak yetişeceğim…


Televizyon ile olan ilişkime aracılık eden Behzat Ç. yine yalan oldu. Son iki haftadır kaçırıyorum, isyanlardayım…


Ve son olarak, kısıtlı zamanlarda güneşi görüp kendini cimlere yayan Avrupalıları gördükçe artık dalga geçmeyeceğim, hak veriyorum artık onlara: =)
Karı kışı seven ben bile güneşe hasret kaldım…


Ve günün dalgınlığı ile son vereyim; şirket telefonum çalıyor, ahizeye uzanıyorum ve elimle kulağıma götürmeden “efendim” diyorum. İkinci çalma sesini duyunca uyanıyorum…

İşte son zamanlarda böyle dalgınım. Bunun gibi saflıklarım çok sıklaştı.

2 yorum:

  1. "Gelin yoktu ama düğün güzeldi" ha? :))
    Çocuklar da olmasa dünyanın tadı kalmazdı yahu.

    YanıtlaSil
  2. : ) nişanlığı mavi renkte bir elbise idi, beyazlar içindeki gelini göremeyince, haklı kendince: )

    YanıtlaSil