Sayfalar

22 Şubat 2012 Çarşamba

"Azmak"-"kudurmak" fiilleri ve "baba" kitap

Sabrımın zorlandığı hatta dibine kadar gelindiği ama gerek su içerek, gerek derin nefes alarak, gerek oda oda gezerek kendimi sakinleştirdiğim bir akşam geçirdim dün. Semih ve Defne "kudurmak", "azmak" kelimelerinin karşılıklarını bire bir yaşatarak anlattılar. Hani bazen insan kendi çocuğuna bile zor dayanır ya, hakketten zor dayanıyor. Saat 18 den 22 ye kadar ne yapacaklarını şaşırdılar. Bir an düşünmedim değil acaba annem gündüz bunlara redbull filan mı içirdi. Nerden bulursunuz bu enerjiyi.

Şimdi sırasıyla yazıyorum. Başkasının evladı olsa ne kadar dayanır bir insan?

-Yemek yendi. illa çubuk makarna istiyorlarmış, hadi kırmayayım yapayım dedim, biri salçalı istermiş, diğeri salçasız. Hadi ayrı ayrı yaptım.
-Yemek yaparken Defne tabureyi çekip tezgaha çıkmak ister, artık kızmaya başlamışım, Semih ordan bağrınır, "anne yardıma geleyım mi" diye, ben de bana yardımdan bahsediyor sanıyorum, "kardeşime kızmana yardım edebilirim" cümlesi ile bendeki hayal kırıklığı...
-Yemekten sonra "anne hadi top oynalım"  Hadi aşağıdaki komşu henüz işten gelmemişken, -aşağıdaki komşunun, eve giriş çıkışlarını bize sorun, o derece takipteyim- biraz oynayalım dedik ve oynadık.

Şimdi sıralanmaya başlanıyor ve bu ıstekler 15 dakika ara ile başlıyor yatana kadar... Bu arada ben istekleri bitsin diye çeşitli şeyler sunuyorum. Resim yapalım, karagöz hacivat oynatalım, masal okuyalım vs...Ama ikisinin de umrumda değil.

-anne salatalık verir misin? veriyorum.
15 dk sonra
-anne muz verir misin? veriyorum
15 dk sonra
-anne elma verir misin? -birisi kabuklu yer elmayı, birisi kabuksuz.-evet bunu da yapıyorum.
15 dk sonra
-anne biraz bisküvi verir misin? yok diyorum.
15 dk sonra
-anne o zaman çucuk kraker de yiyebilir miyiz? bir iki tane veriyorum.
15 dk sonra
-anne şekerli su da içelim? şekerli su diye kandırarak normal su veriyorum.
15 dk sonra
-anne muzlu süt içebilir miyiz? sütlerini de içiyorlar.

Defne daha fazla dayanamadı kendi kendine yığılıp uyudu ama Semih tam gaz ilerlerken artık gözlerimdeki ateşi nasıl farkettiyse "anne artık yatalım mı?" ile son buldu gecemiz: )

Şimdi benimkilerin ayarı arada bir bozuluyor, rot balansa filan sokmak gerekiyor. Bu durum çok sık olmasa da benim sinirlerimi yerle bir etmeye yetiyor.



VE saat 22 sonrası, koltuğa çökmüş bir ben ve elimde "baba" kitabı, sen ne baba kitapmışsın. Ben şimdiye kadar nasıl okumamışım, filmini izlememişim. Şef ile kitapçıyı gezerken bunu okumadıysan oku mutlaka dediği için, pek de önemsemeyerek almıştım, hatta alırken kütüphaneye nasıl çaktırmadan koyarım düşüncem bile vardı, kırmamak için almıştım. Çünkü aklımda başka bir kitap vardı. Ama iyi ki almışım.
Zamanında fırtınalar estiren kitap, beni de nerelere götürüyor okurken. Sanki "baba" nın evinde/çevresinde olanları pencerenin kalın kırmızı kadife perdesinin arkasında izliyorum.

4 yorum:

  1. Bu kadar yorgunluğun üstüne seçtiğin kitap çok anlamlı olmuş. Şaka bir yana aslında benim de hala okumadığım ama merak ettiğim bir kitaptır kendileri.
    Çocukları öptüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. : ))
      O açıdan hiç düşünmemiştim yazarken: )
      Ama kesinlikle oku canım...

      Sil
  2. İrem'in hareketliliği televizyonun tepesine bacak dayamaya kadar varınca, abuk subuk rüyalar görmeye başladım. Camdan düştüğünü görüyorum mesela, dilim varmıyor söylemeye daha neler... Kışın yarısını kulak ağrısıyla geçirince bağışıklık güçlendirici birşeyler başlamıştı doktoru, azgınlık gücünü arttırdı bence:)
    Epey oldu Baba'yı okuyalı, etkileyici kitaptı sahiden.

    sevgimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülgün ilerleyen yaşlarında o el -kol-bacak sendromunu yasayacak mıyım bilmiyorum ama şimdilik bunlar bile ağır geldi...
      Ben çoookk geç kalmışım bu kitaba.

      Sil